Bebeğinizin Büyüklüğü Ne Kadar?

Bebeğiniz, hamileliğin ikinci yarısının bu ilk haftasında daha çok büyüme gösteriyor. Artık 300 gram ve baş bölgesinden kalçalara kadar olan uzunluğu yaklaşık 18 cm. Hemen hemen büyük bir muz kadar.

Bebeğinizin Büyümesi ve Gelişimi

Bebeğinizin hızlı büyümesi yavaşladı. Ancak, bebek büyümeye ve gelişmeye devam ediyor. Bebekteki farklı organ sistemleri olgunlaşıyor.

Fetal Sindirim Sistemi

Fetal sindirim sistemi basit bir şekilde çalışmaktadır. Hamileliğin 11. haftasıyla birlikte, ince bağırsak kasılmaya ve gevşemeye başlar, böylece maddeleri içine doğru iter. İnce bağırsak kendi içinden bebeğin vücuduna şeker geçirebilmektedir.

Hamileliğin 21. haftasında, fetal sindirim sisteminin gelişimi ceninin amniyotik sıvıyı yutmasını sağlar. Amniyotik sıvıyı yuttuktan sonra, cenin bu sıvının içinde bulunan suyun büyük bir kısmını absorbe eder ve absorbe edilmemiş materyali kalın bağırsağa kadar geçirir.

21 Haftalık Gebelikte Bebeğinizin Gelişimi ve Görüntüleri
21 haftalık gebelik kaç aylık olur – Anne karnında 21 haftalık bebek kaç aylıktır?
5 aylık hamilesiniz.

Fetal Yutma İşlemi

Yukarıda bahsedildiği gibi, bebeğiniz, doğmadan önce yutmaya başlar. Ultrason kullanılarak, hamileliğin farklı aşamalarında bebeğin yuttuğunu gözlemleyebilirsiniz. Hamileliğin henüz 21. haftasında amniyotik sıvıyı yutan bebekler görülür.

Rahimdeki bir bebek neden yutar? Araştırmacılar amniyotik sıvıyı yutmanın fetal sindirim sisteminin oluşmasına ve gelişmesine katkıda bulunduğuna inanır. Sindirim sisteminin doğumdan sonra çalışmaya başlamasının nedeni olabilir.

İncelemeler, bir ceninin ne kadar sıvı yuttuğunu ve ne kadarının sindirim sisteminden geçtiğini saptamıştır. Veriler, gebelikte 40 haftayı dolduran bir bebeğin çok miktarda amniyotik sıvı yutabileceğim göstermektedir, 24 saatlik bir periyotta 500 ml amniyotik sıvı gibi.

Bebek tarafından yutulan amniyotik sıvı, kalori ihtiyaçlarına az miktarda katkıda bulunur. Araştırmacılar, gelişmekte olan bebeğin temel ihtiyaçlarını karşılamaya da katkıda bulunduğuna inanırlar.

Mekonyum (İlk Dışkı)

Hamileliğiniz süresince, mekonyum terimini duymuş olabilir ve ne anlama geldiğini merak etmiş olabilirsiniz. Fetal sindirim sitemindeki, yutulan amniyotik sıvının sindirilmemiş parçaları anlamına gelir. Mekonyum, çoğunlukla, bebeğin sindirim sisteminin astarından gelen mukoza hücrelerinden oluşur. Hiçbir bakteri barındırmaz yani mikropsuzdur.

Bebeğinizin doğumdan önce, doğum sürecinde veya doğumdan sonra bağırsaklarından geçen yeşilimsi-siyah veya açık kahverengi bir maddedir.

Mekonyumun, amniyotik sıvıya geçmesi bebekteki rahatsızlıktan kaynaklanabilir. Doğum sürecinde görülen mekonyum fetusun rahatsız olmasının bir işareti olabilir.

Eğer bir bebek doğumdan önce dışkısını yaparsa ve mekonyum amniyotik sıvıya karışırsa, fetus sıvıyı yutabilir. Eğer bebek mekonyumu ciğerlerine çekerse, zatürre gelişebilir. Bu nedenle, eğer doğumda mekonyum görülürse, bebeğin ağzından ve boğazından bir emme tüpüyle çıkarılır.

Sizde Oluşan Değişimler

Rahminizi, göbek deliğinizin altında 1 cm hissedebilirsiniz. Doktorun muayenehanesinde rahminiz hemen hemen 21 cm. olarak ölçülür. Kilo alımınız 4.5 ila 6.3 arasında olmalıdır.

21. Hafta İçin Tavsiye

Diyetinize kalsiyum eklemenin iyi bir yolu, su yerine kaymağı alınmış sütte pirinç ve yulaf unu pişirmektir.

Bu hafta ile, bel ölçünüz tamamen değişti. Arkadaşlarınız ve akrabalarınız -ayrıca yabancılar da- hamile olduğunuzu söyleyebilir. Durumunuzu saklamak gerçekten zor olurdu!

Büyümekte olan rahminize ek olarak, vücudunuzun diğer bölümleri de değişmeye ve büyümeye devam eder. Bacaklarınızda ve ayaklarınızda, özellikle günün sonunda şişme görülebilir. Eğer çok fazla ayakta kalıyorsanız, gün içerisinde biraz oturursanız ve dinlenirseniz bacaklarınızın daha az şiştiğini fark edersiniz.

Bacaklardaki Kan Pıhtıları

Hamileliğin ciddi bir komplikasyonu da bacaklarda veya kasıkta kan pıhtılaşmasıdır. Problemin semptomları, bacakların şişmesi, bunu bacak ağrısının ve bacaklarda etkilenen bölgede kızarıklık ve ateşin takip etmesidir.

Bu problemin birçok ismi vardır; toplardamar trombozu, trom-boembolik hastalık, tromboflebit ve derin-ven trombozu. Bu sorun hamilelikle sınırlı değildir, ama hamilelik bu hastalığın daha çok ortaya çıktığı bir dönemdir. Bunun nedeni, rahmin yaptığı basınç yüzünden bacaklardaki kan akışının yavaşlaması ile kandaki ve pıhtılaşma mekanizmalarındaki değişimdir.

Hamilelikte bacaklardaki kan pıhtılarının en muhtemel nedeni, staz olarak da adlandırılan kan akışındaki yavaşlamadır. Eğer daha önce kan pıhtılaşması yaşadıysanız- bacaklarınızda veya vücudunuzun herhangi bir yerinde- hamileliğinizin başında doktorunuza söyleyin. Doktorunuzun bu önemli bilgiyi bilmesi gerekmektedir.

Derin Ven Trombozu

Bacaktaki yüzeysel tromboz ve derin damar trombozu farklı durumlardır. Bacağın yüzeysel damarlarındaki kan pıhtılaşması o kadar ciddi bir durum değildir. Bu durum genellikle cildin yüzeye yakın olan damarlarında görülür ve çoğunlukla yüzeyde hissedilir. Bu tür pıhtılaşma Parasetamol gibi hafif bir ağrı kesici ile, bacakları yüksekte tutarak, bir bandajı veya destekli spor çorapları ile bacağı destekleyerek ve arada şurada sıcak tutularak tedavi edilir. Eğer durum hızlı bir şekilde iyileşmezse derin damar trombozundan şüphelenilebilir.

Derin ven trombozu (DVT) daha ciddi bir durumdur; tanı prosedürleri ve tedavi gerektirir. Bacağın alt kısmındaki belirtileri pıhtılaşmanın bulunduğu yere ve ne kadar ileri olduğuna bağlı olarak büyük oranda farklılık gösterir. Derin ven trombozunun başlangıcı şiddetli ağn ve bacakta ve kalçada şişme ile çok hızlı olabilir.

Daha önce herhangi bir nedenle kan pıhtılaşması yaşadıysamz, ister hamilelikle ilgili olsun ister olmasın, hamileliğin başlangıcında doktorunuzla görüşün. İlk doğum öncesi muayenenizde daha önce kan pıhtılaşmaları ile ilgili problemlerinizi söyleyin.

Derin ven trombozunun en büyük tehlikesi akciğerde damar tıkanıklığıdır, bir parça kan pıhtısı kopar ve bacaktan akciğerlere gider. Bu, hamilelik döneminde nadir görülen bir problemdir ve her 3.000 ila 7.000 doğumda 1 görüldüğü açıklanmıştır. Hamilelikte ciddi bir problem olmasına rağmen, erken tedavi ile önlenebilir.

Dikkat Edilmesi Gereken Belirtiler

Derin ven trombozunda, bacak bazen solgun görünür ve soğuk olur, ama genellikle bacağın bir bölümü hassas, sıcak ve şiştir. Çoğunlukla etkilenen damarların etrafındaki cilt kırmızıdır. Damarların etrafındaki ciltte, kan pıhtılarının oluştuğu yerde kırmızı çizgiler olabilir.

Baldırlara veya bacağa yaptığı baskı son derece ağrılı olabilir ve aym derecede yürürken ağn yapabilir. Eğer derin ven trombozu varsa bunu anlamanın bir yolu, sırtüstü uzanmak ve ayak parmaklarınızı dizinize doğru bükmektir. Eğer bacağın arkasında hassaslık varsa, bu, problemin pozitif bir göstergesidir; bu Homan’s belirtisi (Ayak dorsofleksiyon haline getirildiğinde baldır adalelerinde ağrı duyulması) olarak isimlendirilir. (Bu tür bir ağrı gerilmiş bir kas veya bir incinmeyle de ortaya çıkabilir.) Böyle bir durumda doktorunuza danışın.

Probleme Tanı Koymak

DVT için tanısal incelemeler, hamile bir kadmda, hamile olmayan bir kadma nazaran farklı olabilir. Hamile olmayan bir kadında, bir röntgen çekilebilir ve daha sonra kan pıhtılarını görmek için bacaktaki damarlara boya maddesi içeren bir enjeksiyon yapılır. Bu test, radyasyona ve boyaya maruz kalındığı için hamile bir kadına genellikle uygulanmaz. Hamile kadınlarda bu problemi teşhis etmek için ultrason kullanılır. Birçok büyük tıbbi merkez bunu önerir ama test her yerde yapılmamaktadır.

DVT’yi Tedavi Etmek

DVT tedavisi genellikle hastanede yatarak uygulanan Heparin tedavisi şeklindedir. Heparin (bir kan inceltici) damar yoluyla verilmelidir; kapsül halinde alınamaz. Hamilelikte kullanılması güvenlidir ve cenine geçmez. Hamile bir kadının, eğer Heparin aldıysa ekstra kalsiyum alması gerekebilir. Heparin verilirken bir kadının yatak istirahatı yapması gerekir. Ayaklar yüksekte tutulabilir ve sıcak uygulanabilir. Hafif ağrı kesici ilaçlar reçete edilir.

İyileşme süresi, hastanede tedavi dahil, 7 ila 10 gün olabilir. Bu süreden sonra kadın doğuma kadar Heparin almaya devam eder. Hamileliğin ardından, pıhtılaşmanın seviyesine bağlı olarak, birkaç hafta bir kan seyreltici kullanmaya devam edilmelidir.

Eğer bir kadında, hamileliğin bir döneminde kan pıhtılaşması görüldüyse büyük bir olasılıkla sonraki hamileliklerinde de Heparin alması gerekecektir. Eğer durum böyleyse, Heparin, evde damar yoluyla in-fuzyon şeklinde verilir veya doktor gözetimi altında kadına kendisinin uygulaması için günlük enjeksiyonlar verilir.

Derin ven trombozunu tedavi etmek için kullanılan bir diğer ilaç, ağız yoluyla kullanılan Warfarin’dir. Warfarin (Coumadin) plasentadan geçtiği ve bebeğe zararlı olabileceği için hamilelik döneminde verilmez. Warfarin, kan pıhtılarını önlemek için genellikle hamilelikten sonra verilir. Pıhtılaşmanın ciddiyetine göre birkaç hafta veya birkaç ay süreyle doktor tarafından reçete edilir.