Bebeğimin Bütün Gece Uyumasını Nasıl Sağlayabilirim?

Normal bir yeni doğanın günde ortalama on altı ila on sekiz saat uyuduğu saptanmış olsa da, bebekten bebeğe büyük farklılıklar vardır. Yapılan geniş kapsamlı bir çalışma, bazı yeni doğanların günde sadece dokuz saat uyumalarına karşılık, bazılarının da yirmi dört saatte kocaman bir on dokuz saatlik uyku çektiklerini buldu. Bazı bebeklerin günde on iki saat, diğerlerinin ise yirmi bir saat uyudukları gibi benzer bir durum iki aylık bebekler için de geçerlidir.

Özellikle uykucu bir yeni doğana sahip olma şansını elde etmiş olan aileler için sevindirici haber, bebeklerin ihtiyaç duydukları uyku miktarı ve huysuzluk derecelerinin onlar büyüdükçe de aynı kalmaya devam etme eğilimidir – ama ne sıklıkta uyandıkları, beslendikleri ve ağladıkları tabii ki hayatlarında neler olduğuna göre değişebilmektedir.

Ana-babalar bebeklerin bütün gece uyumaları konusunda çabucak bir sonuç beklememelidirler. Her ne kadar araştırmacılar bebeklerin dörtte üçü kadarının on iki haftalık olduklarında bütün gece uyuduklarını söylese de onlara göre “bütün gece uyumak” deliksiz beş saatlik bir uyku demektir ki çoğu ana-babanın bu tarife pek itibar etmeyeceklerini düşünüyorum. Bebeklerde uyku konusuna eğilen yirmi altı çalışma üzerinde yapılan bir incelemede, üç aylık sağlıklı bebeklerin sadece %37’sinin ana-babalarını uyandırmadan düzenli olarak gecede sekiz saat uyuduklarını bulmuştur.

Bebeğin ihtiyaç duyduğu uyku miktarı bir dereceye kadar kalıtımsal olsa da, araştırmalar, ana-babaların bebekleri ile etkileşimlerinin de onların bütün gece uyumalarında önemli bir rolü olduğunu belirtmektedir. Öyleyse bebeğinizi uykucular kategorisine geçmeye nasıl teşvik edebilirsiniz?

Uyku araştırmacılarının çoğunun uykuyu düzenlemek açısından üzerinde anlaştığı konular; çocuğun yatmaya gideceği süreç içinde diş fırçalamak, banyo yapmak ve masal okumak gibi istikrarlı bir yatma zamanı düzeni uygulanmasının onun uykuya dalmasını sağladığı ve onu (o daha önce uyanıp sizi uyandırmadığı takdirde) her sabah aynı saatte kaldırmanın ve gün içinde de fiziksel açıdan hareketli olduğuna emin olmanın uyku düzenine katkısı olduğudur. Bu konuda, gece ve gündüz arasında belirgin bir ayırım yapmak da yararlıdır. Örneğin, bebekleri gündüz uykularına çok karanlık olmayan odalarda yatırmak veya akşamları bebekle etkileşimi en aza indirmek gibi. En azından bir araştırma, öğleden sonra daha çok doğal ışığa maruz kalan bebeklerin daha az maruz kalanlara göre geceleri daha iyi uyuduklarını bulmuştur.

Bebekler çabuk alışkanlık edinen yaratıklardır ve belirli ipuçlarını uyku ile ilintilendirmekte gayet hızlıdırlar. Bu, eğer ana-babalar dikkatli davranmazlarsa, bebeklerinin kötü alışkanlıklar da edinebilecekleri anlamına gelir. Gece uyanmaları ve diğer yatma zamanı sorunları ile ilgili çalışmaların incelenmesi sonucunda, bebeğin sallanmak istemesi, uyuyabilmesi için kucakta tutulmak ve ana-babasımn yanında oturmasını istemesi, beslenmek istemesi veya gecede birkaç defa kalkmayı adet edinmiş olmasının en sık görülen problemler olduğu bulunmuştur. Ana-babaların böyle alışkanlıklar aşılamaları olanaksızdır. Çaresizlikten ortaya çıkmış olmaları daha büyük ihtimaldir – mesela bir bebek beş defa üst üste uyandığında onu yatağa alıp meme vererek uyutmak gibi.

Kötü alışkanlıkların oluşmasını baştan önlemeye çalışmak, olduktan sonra onları kırmaya uğraşmaktan daha kolaydır. Çoğu uzman, bebeklerin uyumak için ana-babalarımn yanlarında olmasma bağımlı hale gelmesini önlemek için, onları henüz uyumadan önce yatağa koyma konusunda fikir birliği içindedirler.

Ana-babaların bebeklerine daha erken yaşlardan itibaren iyi uyku alışkanlıkları kazandırmak için deneyebilecekleri bazı başka taktikler de mevcuttur. 610 kadın üzerinde yapılan bir çalışma, bebekleri on günlükken aşağıdaki bu taktikleri öğrenen kadınların, kendilerine hiç veya çok az tavsiyelerde bulunulmuş kadınlara göre %10 daha fazla ihtimalle, on ikinci haftalarında geceleri beş veya daha fazla saat uyuyan bebeklere sahip olduklarını bulmuştur.

Aşağıdaki sekiz madde Haziran 2001 tarihli Journal of Paecliatrics and Child Health dergisinde çıkan “İlk üç ayda bebeklerde ağlama ve uyku problemleri için davranış programı kullanımı” başlıklı makaleden alınmıştır.

1.
Gün içinde bebeğinizi acıktığı zaman besleyin ve birlikte bolca zaman geçirin. Banyosunu her gün aşağı yukarı aynı saatte yaptırın.

2. Akşamları saat 22:00 ve 24:00 arasında bebeği ya normalden daha uzun süre emzirdiğiniz veya biberonla daha fazla miktarda mama verdiğiniz bir “odak beslenme” ye teşvik edin.

3. Bu beslenmeden ve alt değiştirmeden sonra bebeğiniz hâlâ uyanıksa onu kucağınıza almamaya, sallamamaya veya daha fazla beslememeye gayret edin. Bunların yerine, hâlâ uyanıkken onu yatağına koyup kendi kendine sakinleşmesini bekleyin. Işıklar loş olabilir ama odanın tümüyle kapkaranlık olmasına gerek yoktur.

4. Eğer bebeğiniz sakinleşmiyorsa, aşağıdakileri kontrol edin:

(a) Bezinin değişmesi gerekiyor mu?

(b) Gaz çıkannaya mı ihtiyacı var?

(c) Çok ısınmış veya üşümüş olabilir mi?

(d) Onu okşayıp yumuşak sesle konuşun. Eğer gerekiyorsa, kucağınıza alıp bir sanlın.

Bir taktikten diğerine geçmek gerekirse bir öncekinin işe yarayıp yaramadığını anlamak için en az on dakika süre tanıyın.

5. Geceleri bebeğinizi yataktan alma sayınızı düşürmek için gerçek ağlamayla mızmızlanma arasındaki farkı anlamaya çalışın. Bebekler uykuya dalmadan önce genellikle mızmızlanırlar ve her seferinde de özel bir ilgi göstermeye gerek olmaz.

6. Gece beslemelerinde ışıkları loş tutmaya gayret edin. Bebeğinizin bezini değiştirin, besleyin ve tekrar yatağına koyun. Eğer bebek sakinleşmezse 4. maddeyi yeniden uygulayın. Onunla oynamaktan ve sosyalleşmekten kaçının.

7. Eğer bebeğiniz üç veya dört saatten daha sık uyanıyorsa her seferinde bez değiştirmeye gerek olmayabilir.

8. Bebeğinize geceleri olabildiğince yavan bir hale getirin. Geceler uyumak içindir.

Eskiden annelere, bebekleri üç haftalık olduğunda, (sağlıklı ve kilo alıyor oldukları takdirde) akşam beslemeleri arasındaki süreyi arttırmaya başlamaları söylenirdi. Bu, bebeklerin yalnız başına bırakılıp uzun süreler ağlatılması anlamına gelmiyordu; sadece geceleri her uyandıklarında hemen beslenmeyi beklememeleri için uyanma ve beslenmeyi birbirinden ayırmayı öğretmeyi amaçlıyordu. Geciktirme taktikleri arasında bez değiştirmek, tekrar yatağına yatırmak, onları okşamak veya kucakta dolaştırmak gibi metotlar vardı.

Emzirme uzmanlarının son zamanlardaki tavsiyesi, en azından emzirmenin ilk birkaç haftasında gece beslemelerini kesmemektir çünkü sütün iyi ve düzenli gelmesi için bebeğin her istediğinde emzirilmesi gerekmektedir.

Aslında – tahminen uyumakta olan bir bebeği uyandırmak hoşlarına gitmediğinden – bu çalışmaya katılan kadınların çoğu uzun gece beslenmesini yapmadılar. Ayrıca gece beslemeleri arasındaki süreyi de hemen hemen altı haftadan sonra arttırmaya başladılar. Ama yine de, gruplar arasında farklılıkların olması, ana-babaların bebeklerinin gece uykusunu teşvik etmek için alabilecekleri önlemler olduğunu göstermektedir.

Odak beslenme (“rüya beslenme” de denir) uygulaması, yirmi altı kadın ve yeni doğan bebekleri ile yapılan (küçük de olsa) ayrı bir çalışmada incelenmiştir; burada kadınların yarısına saat 22:00 ile 24:00 arasında bebeklerini ekstra bol bir öğünle besemelerini ve sonra da eğer bebekleri gece uyanırsa onları beslemeyip sadece kundaklayarak veya bezini değiştirip tekrar yataklarına koyarak gece beslenmeleri arasındaki süreyi yavaş yavaş arttırmaları söylendi. Anneler ayrıca gündüz uykuları için bebekleri kucaklarında dolaştırmak yerine yataklarına yatırmaya çalıştılar ve gece ile gündüz arasındaki farkı en üst düzeye çıkarmaya gayret ettiler (mesela gündüzleri karartma storları kullanmadılar ve geceleri bebekleri ile iletişimlerini en azına indirdiler).

Sekiz haftalık olduklarında, programı uygulamayan bebeklerden sadece %23’ü düzenli olarak deliksiz beş saat uyku uyurken, programı uygulayan bebeklerin tümü geceleri düzenli olarak deliksiz beş saat uyku uyuyordu. Her ne kadar bu bebekler geceleri daha seyrek besleniyor olsalar da, araştırmacılar, onların kilo artışı ve yirmi dört saatlik süt aliminin daha sık beslenen bebeklerle eşit olduğunu buldular. Akşam daha az aldıkları sütü sabah erken daha fazla içerek telafi ettikleri gözlemlendi.