Bebekler Neden Diş Çıkarmadan Önce Bir Şeyleri Çiğnemeye Başlarlar?

Yanakları mı kızarmış? Salyası mı akıyor, huysuzlanıyor mu? Eline geçen her şeyi çiğniyor mu? Bebek diş çıkartıyordur, değil mi? İshal, uyku bozuklukları ve ateş gibi daha pek çok başka belirti de hep diş çıkarmaya yorulur. Ama acaba diş çıkartmak sanıldığı kadar korkunç bir şey midir?

Aslında bebekler, tüm süt dişleri dişetlerinin altında çıkmaya hazır dizili bir vaziyette dünyaya gelirler ama çoğu bebek altı aylıktan evvel diş çıkarmaya başlamaz (meme vermek için onları bekleyen annelerinin canını sıkmak pahasına da olsa çok az sayıda bebek, dişleri çıkmış olarak doğar). İlk çıkan dişler orta kesici dişlerdir, arkasından onların yanlarına lateral kesici dişler gelir, sonra da ilk azılar ve köpek dişleri çıkar. En sonunda da, iki yaş civarında ikinci azılar çıkmaya başlar. Her ne kadar sebebi tam olarak bilinmese de, kızlar oğlanlardan daha önce diş çıkarma eğilimindedirler.

Dişin dişetini yarıp çıkması hâlâ tıbbi bir sır olarak kalsa da, biliyoruz ki dişleri yukarı iten diş kökü veya çene kemiği değildir. Bu işlem sırasında diş pasif bir seyirci gibidir, ama çenede dişin içinden çıktığı yapı, hücre büyümesini ve yangıyı uyaran çok çeşitli kimyasallar üretme yeteneğine sahiptir ve teorik olarak da bunlar genellikle diş çıkarmanın belirtileri olarak kabul edilen huzursuzluk, salya akması ve belirgin kırmızı yanakların görülmesine yol açarlar. Zaten bu kimyasalların bazılarının, ateş ve uyku ve iştah bozuklukları ile ilgileri olduğu bulunmuştur.

Her ne kadar, bazı araştırmalar, diş çıkaran bebeklerde diş çıkarmayanlara göre daha fazla emme, salya ve ateş görüldüğünü söyleseler de, bu araştırmalara katılarak görüşlerini bildiren kişilerin diş çıkarma ile ilgili bir çalışmaya katıldıklarını biliyor olmaları ve bu yüzden de önyargılı olmuş olabilecekleri gibi sıkıntılı bir durum da mevcuttur.

Bu konuyu daha detaylı araştırmak amacıyla, Avustralya, Parkville’deki Royal Children’s Hospital’dan Melissa Wake ve meslektaşları, kreşe giden yirmi bir bebeğin anne-babalarından çocuklarının ruhsal durumu, sağlığı, salya durumu, uykusu, bezlerinin içeriği ve son yirmi dört saat içinde vücudunda herhangi bir kaşıntı veya yüz kızarması fark edip etmediklerini belirten bir anketi her gün doldurmalarını istediler. Anne-babalar ve kreş personeli yedi ay her gün görev duygusuyla bu anketleri doldurmayı sürdürdü ve her gün gelen diş terapisti de bebeklerin ateşini ölçtü ve diş çıkarma belirtilerini kontrol etti.

Araştırmacılar genel kanının aksine, bir dişin patlamasından beş gün evvelinde veya tam çıktığı günde, hastalıklarda ve ateşlenmede artış, ruh hali veya uykuda bozukluk, salya akıtma, daha kuvvetli idrar, kırmızı yanaklar veya kaşıntılar ile ilgili hiçbir kanıt bulamadı ama anne-babalar, bir dişin çıkmasından önceki beş gün süresince bebeklerinin dışkısının daha yumuşak olduğunu söylediler.

Bu araştırmadan daha sonra, Brezilyalı araştırmacılar, anneleri tarafından evde bakılan kırk yedi bebekle benzer bir inceleme yaptı. Onlar dişin patladığı gün ve bir gün sonrasında artan uyku sorunları, salya akıtma, kaşıntı ve kızarıklık, burun akması, ishal, iştah kaybı ve huzursuzluk konularında bazı kanıtlar buldular. Ama bu belirtiler dişin çıkmasından önceki günlerde görülmediğinden bir dişin ne zaman ortaya çıkacağını önceden bilmenin bir yolu yoktur.

Öyleyse neden bu bulgular bizim daha önce inandıklarımızdan bu kadar farklı? Wake, diş çıkarmanın, altı ila yirmi dördüncü aylar arasında, bebeğin normalden daha huysuz olmasına veya daha az uyku uyumasına sebep olan diğer gelişme süreçlerinin yanı sıra solunum sistemi, orta kulak ve ishal enfeksiyonlarındaki ani artış gibi ortaya çıkan bir sürü olayın günah keçisi haline geldiğini söylüyor.

Bir bebek huysuz ve huzursuz olduğunda, bunu, onun sadece kötü bir ruh halinde olduğunu veya ilgilenilmesi gereken bir davranış probleminin varlığını kabul etmek yerine, bilinen bir fiziki sebebe yormak insana, genellikle, daha kolay gelir.