Bebeklerde Kolik Belirtileri ve Tedavisi

Kolik çoğu anne-baba için cehennemin ta kendisidir. Bütün bebekler ağlar, bazıları diğerlerinden daha da fazla ağlar ama kolik ağlaması diğer bakımlardan sağlıklı bir bebeğin üç haftadan fazla bir süre, haftada üç günden ve günde üç saatten fazla yoğun ve sebepsiz ağlamasıdır. En üst seviyesine genellikle bebek altı haftalıkken gelir, çoğunlukla akşamüstü ve akşam saatlerinde kötüleşir ve sonra da bebek iki veya üç aylık olunca birdenbire kesilir. İki aylık bebeklerin ortalama beşte biri koliktir ve bu durum ciddi sonuçlar doğurabilir. Kolik bebeklerin annelerinin, doğum sonrası depresyonu yaşama veya tümüyle meme vermeyi bırakma olasılıklarının daha yüksek olmasının yanı sıra ani ve sert bir tepki ile bebeklerine zarar vermek gibi düşünülemeyecek şeyler yapma ihtimalleri de vardır.

Binlerce yıldır doktorlar, bu aşırı ağlamaların sebebinin sindirim ile bağlantılı sorunlar olduğunu iddia ettiler, hatta “kolik” kelimesi bile Yunancada “kolona dair” anlamına gelen kolikos kelimesinden gelmektedir. Ama bu kelime, genellikle, birden fazla sebebi olan bir durumu teşhis etmek için kullanılır. Son zamanlarda ortaya atılan teoriler, gıda alerjisi, az gelişmiş sindirim sistemi, bunun beyin gelişmesinin normal bir parçası olduğu veya en basitinden bazı bebeklerin daha zor bir mizaçla doğmuş olması gibi sebepler ileri sürerler.

Bazı son araştırmalar kolik’in bebeğin bağırsaklarındaki düşük seviyeli bir iltihaplanmadan veya (yetişkinlerdeki iltihabı bağırsak sendromu gibi) sancılı kas spazmlarından ibaret olduğunu ima eder, İçinde mine çiçeği, Alman papatyası, rezene, meyankökü veya melisa olan bitki çaylarının bağırsak kaslarını gevşeterek kolik’i geçirmeye yardımcı olduğu konusunda bazı kanıtlar da vardır ama bebeklere çok fazla sıvı vermenin, süte olan iştahlarını azaltabileceği de düşünülmelidir. Simethicone isimli bir ilaç bağırsaklarda sıkışmış hava kabarcıklarının yüzey gerilimin! düşürerek gazın daha kolaylıkla dışarı çıkmasını sağladığı iddia etmektedir. Yapılan bir denemede, Simethicone’un tedavinin dördüncü gününden yedinci gününe kadar olan sürede bir plaseboya göre daha çok ağlama krizini azalttığı bulunmuş olsa da, çalışma sadece yirmi altı bebeği kapsamakta ve kolik’in nasıl tanımlandığı konusunda da hiçbir detay vermemektedir. Başka iki çalışma ise kayda değer hiçbir etki bulamamışlardır.

Bazılarına göre kolik bebeklerin tek sorunu “zor” kişilikleridir, ama uzmanların pek çoğu bunun (her ne kadar katkıda bulunan bir unsur olsa da) kolik’in temel sebeplerinden biri olmadığı konusunda hemfikirdirler. Ayrıca, kolik ile annelik kaygıları arasında bir bağ olsa da, bunun da kolik’in direkt sebebi olmadığı düşünülür. Ama yine de ana-babalar bebeklerinin yorgunluk veya açlık belirtilerini erkenden tespit etmeye gayret etmelidirler çünkü bu durumlar ağlamayı daha da şid-detlendirebilir.

Pediatri uzmanlarının çoğu bebeklerin büyümeleri ve gelişmeleri normal olduğu sürece kolik’in tedavi edilmesinin gerekli olmadığına çünkü bunun zamanla kendiliğinden yok olduğuna inanırlar. Burada sorun, kolik olduğu sanılan bazı bebeklerde altta yatan ve tedavi edilebilen başka tıbbi sorunların olabileceği ve tedavi edildikleri takdirde de bebeklerin sıkıntılarının sonlandırılabileceğidir.

Yirmi dört sağlıklı, on dokuz da kolik teşhisi konmuş bebekle yapılan küçük bir çalışmada, araştırmacılar, kolik gruba giren bebeklerin yarısı kadarında emmede ritim bozukluğu ve emme, nefes alma ve yutma arasındaki koordinasyonda problemleri de kapsayan beslenme sorunları olduğunu buldular. Buna ilaveten, yapılan ultrason taramalarında, kolik grupta gastro-eııtestinal reflü belirtileri ortaya çıktı -bu kolik bebeklerin annelerinin verdiği bilgilerle de doğrulanmıştı.

Ama yine de, kolik teşhisini hemen kabul edip işi oluruna bırakmak yerine, aşağıdakilerin bazılarını ortadan kaldırmaya çalışmanız gerekmektedir:

Gastro-özofajeal reflü

Emdiği sütü kusmak yeni doğmuş bebekler arasında çok yaygındır ve genellikle de endişelenilecek bir şey değildir. Bebeğin kusmuğu, sütün mide asitlerini engelleyici özelliği sebebiyle, beslenmeden iki saat sonraya kadar nötr bir pH değerine sahip olduğundan, reflü çoğu zaman ağrı yapmaz. Ama eğer kolikli bebeğinizin kusmuğunda aynı zamanda kan da varsa, bebeğiniz beslenmeyi reddediyor ve kilo alamıyorsa veya fışkırtarak kusuyorsa, bunlar daha ciddi bir sorun olan gastroözofajeal reflü belirtileridir ve bir doktora danışmanız gerekmektedir.

Enfeksiyon

Enfeksiyonlara da bazen yanlışlıkla kolik teşhisi koyulabilir, çünkü onlar da bebeklerde yatıştırılamaz ağlamalara sebep olabilirler. Devamlı ağladıkları için hastaneye götürülen 237 bebek üzerinde yapılan bir çalışmada, bebeklerden yüzde beşinde altta yatan bir hastalık bulundu ki bunlardan en yaygım idrar yolları iltihabı idi.

Meme emme problemleri

Annenin memesini tam olarak kavrayamamak bebeklerin yeterli miktarda süt almasını önlediğinden onlarda aşırı ağlamaya sebep olabilir. Klasik olarak ilk altı hafta içinde bebeğin günde altı adetten az kumaş bez veya dört adetten az iyice ıslak atılabilir bez üretmesi ve günde üç-dört defadan az sarı dışkı yapması (her ne kadar bebeklerin ne sıklıkta dışkı ürettikleri değişkenlik gösterse bile) dikkat edilmesi tavsiye edilen uyanlardır.

Fonksiyonel laktoz yüklemesi

Nispeten daha sulu olan ön-sütü yeterli süre emerek daha yağlı olan art-süte geçmeyi başaramayan bebeklerde fonksiyonel laktoz yüklemesi denilen bir durum ortaya çıkar. Meme verdikçe sütteki yağ seviyeleri yükselir ve bu yağ sindirime daha çok vakit sağlamak için sütün bağırsaklardan geçişini yavaşlatır. Fakat eğer bebek sadece sulu ön-sütü emerse, emdikleri bağırsaklardan çok çabuk geçer ve sindirilemeyen protein kalın bağırsakta kalıp fermente olur. Bunun sonuçları ise köpüklü ve fışkıran dışkılama, şiş bir karın, ağlama ve açlıktır. Yetmiş beş beş haftalık bebek üzerinde yapılan bir çalışma, kolik olan bebeklerde yüksek yağlı yemek yendiğinde salgılanan bir hormonun seviyesinin düşük olduğu, bunun da, büyük ihtimalle meme emme süreleri yeterli olmadığı için içtikleri sütün yağ bakımından gerektiği kadar zengin olmaması dolayısıyla olduğunu buldu. Her öğünde bir göğüsten emzirme ile her iki göğüsten birden daha kısa bir süre emzirmenin etkilerini karşılaştıran diğer bir çalışma ise, tek göğüsten beslenen bebeklerde kolik vakalarının daha az görüldüğünü, annelerde de göğüslerde daha az meme şişmesi ve meme iltihaplanması olduğunu buldu.

Besin alerjisi

Bir bebeğin bazen annesinin yediği bir gıdaya karşı alerjisi olabilir, ama bebeklerinin huzursuzluğunu hafifletmek amacıyla annelere soya, buğday, kuru yemiş veya balık yememeleri tavsiye ediliyorsa da inek sütü bebeklerde önlenemeyen ağlama ile sürekli ilişkilendirilen tek gıdadır. Yüzde 5 ila 15 arasında bebeğin inek sütündeki bazı proteinlere karşı alerjisi olabileceği tahmin edilse de, bunlardan sadece yarısı hakikaten bu alerjiden mustariptir. Bu durumda dikkat edilmesi gereken belirtiler ağlama, burun akması ve devamlı bir öksürük, ciltte döküntü veya egzama, sık sık kusma ve ishal veya kabızlıktır. Süt ürünlerini on beş gün kadar yememek bebeğinizin problemlerinin altında inek sütünün yatıp yatmadığını anlamanızı sağlar. Bebek biberon ile besleniyorsa da hazır mamasını daha geniş bir şekilde hidrolize edilmiş veya hipoalerjenik bir mama ile değiştirmeyi deneyebilirsiniz. AvrupalI uzmanlara göre bebeklerdeki kolik ile, meme şişkinliği veya uzun süreli ağlamaya karşı soya proteini içeren hazır mamaların kullanımı arasındaki ilişkiyi destekleyen herhangi bir kanıt bulunmamaktadır.

Laktoz intoieransı

İnek sütüne alerji ile bebeklerde genellikle sütte bulunan laktoz isimli şekerin parçalanması için gerekli laktaz enziminin yeterli olmadığı bir durum olan laktoz intoîeransı birbirinden farklıdır. Sonuç bu şekerin kalın bağırsağa fazlaca miktarlarda girmesi ve orada fermente olmasıdır ki bu da bebeklerde şişkinlik ve sancıya sebep olur. Yapılan bazı küçük araştırmalarda, kolik olan bebeklerin nefesinde daha fazla hidrojen gazı buldular ki bu da laktoz mayalanmasının bir neticesidir. Aynı şekilde, daha önceleri yapılmış bazı araştırmalarda da, bebeklere, laktaz enzimi ile takviye edilmiş hazır mamaların verilmesinin kolik belirtilerini hafifletebildiği görülmüştür. Lâkin gerçek laktoz intoîeransı bir yaşma kadar bebeklerde oldukça ender rastlanan bir durumdur ve bazı pediatri uzmanlarına göre bu tanı olduğundan fazla sıklıkla konulmaktadır. Bu durumda fonksiyonel laktoz yüklemesi veya inek sütü alerjisi daha büyük ihtimal ise de, inek sütü alerjisi veya gastroenteritis sebebiyle bağırsak cidarında meydana gelmiş olan hasarlar sebebiyle bebeklerde geçici bir laktoz intoleransı da gelişebilir. İnek sütü alerjisi olan bir bebeğe laktozsuz mama vermek, eğer mama inek sütü proteini içeriyorsa, bağırsakları rahatsız etmeye devam edeceğinden işleri daha da kötü yapabilir.