Doğmamış Bebeğinizle İletişim

Bebeklerin duyguları henüz anne rahmindeyken gelişir. Bebeğinizle o doğmadan önce bile sıkı bir iletişim başlatabilirsiniz.

Henüz doğmamış bebeklerin çevrelerinde olan bitenin bir çoğunun farkında olduklarını ve çeşitli etkilere fiziksel olarak tepki verdiklerini biliyoruz.

Ayrıca bebeğin rahimdeki vücut fonksiyonlarını ve ne görüp ne duyabileceği konusunda çok şey anlıyoruz. Bebek büyürken bağlantı kurarak bebeğin farkındalığım anlamak anne babalar için sıcacık ve ödüllendirici bir deneyim olabilir.

Doğmamış bebekler üzerinde yapılan çalışmalar, bebeklerin rahim içindeki yaşantılarının belirgin yönlerini hatırladıklarını ileri sürmektedir. Bir çalışmada, kendilerine hamile olan anneleri düzenli olarak öğleden sonraları oturup gevşeyerek sevdikleri televizyon programını izleyen bebeklerin de doğumdan sonra ne zaman olursa olsun o televizyon programının müziğini ya da sesini duyduklarında gevşeyip rahatladıkları görülmüştür.

Doğmamış bebekler, sevdikleri kadar sevmedikleri şeylerin de olduğu bir damak tadına sahiptir. Amniyotik sıvıya sakarin ekleyen araştırmacılar bebeğin yutkunma oranının ikiye katlandığını (ultrasonla) gözlemlemişlerdir. Kötü tatlı bir yağ eklendiğinde yutkunma oranlan kesin bir biçimde düşmüştür.

Bebeğinizin kulakları 24. haftadan itibaren keskin bir şekilde hassastır. Rahmin içinde bebek sizin kalp atışınızı, sindirim seslerini, sizin ve diğer insanların seslerini duyar. Kalp atışına benzer sesler yeni doğan bebekleri her zaman sakinleştirir ve gerçek veya simiilasyon, rahmin seslerinin kaydedildiği kasetler bebeğinizin ağlamasını dindirmek için kullanılabilir.

Bir bebeğin göz kasları hamileliğin erken dönemlerinde gelişir ve yaklaşık 16. haftadan itibaren bebek ışığa duyarlı hale gelir. Karnınıza parlak bir ışık tutulduğunda bebeğiniz ışıktan öteye doğru hareket edebilir. Karnınız kapalı olmadan güneşleniyorsanız, bebeğiniz de güneş ışığı alacaktır.

Hamileliğin 28. haftasında bebeğin beynindeki sinir ağı tamamen gelişmiştir. 32. haftada beyin dalgası testleri yetişkinlerdeki rüya görme evresini ifade eden REM (hızlı göz hareketi-rapid eye movement) uykusunu ayırt edebilir. Olasılıkla henüz doğmamış bebek, rüyalarında zaten yapmakta olduğu hareketleri, gördükleri, işittikleri ve hissettikleri gibi edinmiş olduğu deneyimleri yaşamaktadır.

Rahminizdeki bebeğinize masaj yapmak ona sevgi dolu bir dokunuş deneyimi tattırmak için harika bir yoldur. Bebeğe masaj yapmaya doğumdan sonra da devam edebilirsiniz; siz hafifçe vurup ona dokundukça gözle görülür biçimde rahatladığını fark edebilirsiniz.

Ruh Haliniz

Bir çok anne adayı ruh hallerinin doğacak bebeklerini etkileyip etkilemediğini bilmek isterler. Bu tür bağlantıların varlığını ispatlamak ya da çürütmek zordur. Maddi durumları ve çocukları üzerindeki duygusal görüntüleri idealden az olan annelerin doğan bebekleri sağlıklı ve mutlu büyümüşlerdir. Son derece sevgi ve rahatlık içinde olan annelerin bebekleri de duygusal açıdan rahatsız olmuşlardır.

Mutlu olduğunuzda endorfin üretirsiniz (kan dolaşımıyla birlikte plasentaya, oradan da bebeğinize geçen hormonlar). Korktuğunuzda veya endişelendiğinizde, adrenalin hormonları da aynı şekilde bebeğinize geçer. Bu yüzden bebeğinizin duygularınıza (hem sevgi gibi olumlu olanlar, hem de korku gibi olumsuz olanlar) reaksiyon göstermesi olası gözükmektedir.

Ancak bu bağlantılar olmasa bile hamilelikleriyle ilgili olarak pozitif olan kadınlar daha tatmin edici bir doğum deneyimine sahip olmaktadır. Bu sebepten dolayı, kimse için değilse, bebeğiniz doğrultusundaki pozitif duygularınıza yoğunlaşın ve ona sevginizle mutluluğunuzu geçirmek için elinizden geleni yapın.

Bebeğe İsim Koymak

Bir çok çift henüz doğmamış bebekleri için sıklıkla aslında asla koymayı hayal etmedikleri bir evcil hayvan ismini paylaşırlar. Bu, üç kişi olacaklarını ve herhangi bir cinsiyet, görünüş veya kişilik beklentisini söze dökmeden kendilerini bebeğe daha yakın hissedecekleri bir sevme yöntemidir.

Olasılıkla bebeğinize koyacağınız ‘düzgün’ ismi o doğmadan önce seçmek isteyeceksinizdir. Kendi favori isimleriniz yada bebeğinize geçirmek istediğiniz aileden gelen bir isim olabilir. Yada belki bebeğinize hayranlık duyduğunuz veya sevdiğiniz birinin adını da verebilirsiniz.

Neler Yapabilirsiniz?

Bebeğinizin dinlediği şeye karşılık vermesini pekiştirmek için

Hamileliğinizin beşinci yada altınca ayından başlayarak bebeğinize düzenli olarak müzik çalın: Haftada bir çok kez yaklaşık 10 dakikalık zamanlar programlayın. Evin sessiz olduğu bir zaman seçin ve hoparlöre yakın oturun ya da yatın ki bir başka dış faktör müziği engellemesin.

Araştırmalar doğmamış bebeklerin, eğer gerçekten dinliyorlarsa, basit melodiler çalındığında daha dingin olduklarını göstermektedir. Basit flüt müziği özellikle iyi tepki almaktadır; bu aşamada karmaşık müzikler çözmek için çok zordur. Ara sıra patlama veya çarpma sesleri içerebilen yüksek orkestra ya da rock müziği sesleri daha rahatsız hareketlere yol açmaktadır.

Kendi sesinizi tanıdık hale getirmek için

Uzanıp gevşediğinizde bebeğinizle konuşun. Sizi duyabilir. Günlük gürültülerin dikkat dağıtmaları olmadan sizin sesinizi daha iyi bilmesi için ona yardım edin.

Ne söylediğiniz önemli değil (nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız şiir okuyun) ancak sakin, düzenli bir ses tonu kullanın. Ya da ona yumuşak, rahatlatıcı melodiler söyleyin.

Dokunuşunuzu iletmek için

Çok erken evrelerden başlayarak bebekler dokunmaya karşı hassastırlar. Bebeğinizin hareket ettiğini hissettiğiniz zaman ve hatta tekme atan bacaklarını, yumruk atan kollarını gördüğünüzde, karnınıza nazikçe yumuşak ve düzenli bir biçimde masaj yapın. Eşiniz bunu paylaşabilir veya hatta siz bebeğinizle nazikçe iletişim kurarken masajı kendisi üstlenebilir.

Süperbebek sendromunu önlemek için

Bir uyarı sözü: Doğmamış bebeklerine üç yaşına geldiğinde en iyi kreşlere yazdırma niyetiyle klasikleri okuyup, senfoniler çalan anne babaların bol hikayeleri. Bu tür sıkı-ev aktivitelerinin ve her türlü önceden olan avantajın bebek büyükçe devam edeceğine dair hiçbir gerçek kanıt yoktur.

Bebeğinizin doğumdan önce de sonra da sevildiğini ve istediğini bilmesini sağlayın. Sonra da kendi hızında büyümesine izin verin.