Doğmamış Bebek Annenin Yediklerinin Tadını Alabilir mi?

Doğmamış bebekler, kocaman dünyaya fırlayıp çıktıklarında hazırlıklı olmaları için nelerin lezzetli olduğunu onlara öğretmeye yönelik, gerçek bir tatlar kokteylinin içinde yüzerler.

Bebeklerin tatlı, ekşi, tuzlu gibi basit tatları fark etmelerini sağlayan dildeki tat tomurcukları hamileliğin on üç ila on beşinci haftaları arasında gelişmeye başlar, ama bizim aldığımız daha karmaşık lezzetlerden çoğu örneğin sarımsakta olduğu gibi, uçucu moleküllerin burundaki koku algılayıcılar üzerinden geçmesi neticesinde oluşur.

Bütün bu tatlar, bir şekilde, anne sütüne geçtikleri gibi bebeğin etrafını saran amniyotik sıvının içine de girmeyi becerirler. Philadelphia’daki Monell Chemical Senses Center’da günlerini değişik lezzet tercihlerinin nasıl oluştuğunu anlamaya çalışarak geçiren Julie Mennella’ya göre “Eğer kana geçiyorsa, amniyotik sıvıya ve anne sütüne de geçer.”

Hamileliğin üçüncü üç-aylık döneminde fetüsler yaklaşık bir litre amniyotik sıvıyı — büyük ihtimalle beslenmekten ziyade doğdukları zamana hazırlık olması amacıyla — solur ve yutarlar ve bu sıvının büyük bir miktarı ağız ve burundaki tat ve koku algılayıcılardan geçer.

Örneğin sarımsağa karakteristik koku ve tadını veren sülfürüz bileşiklerde olduğu gibi, bazı kokulu moleküller o kadar güçlüdürler ki eğer sarımsaklı bir yemek yemiş olan bir kadından amniyotik sıvı örneği alırsanız, ondaki sarımsak kokusunu duyarsınız.

Yani doğmamış bebekler hakikaten annelerinin hamilelik sırasında yediklerinin tadını alırlar ve büyük olasılıkla da onları hatırlarlar. Bazı çalışmalar, hamilelikleri sırasında çok sarımsak veya anason yiyen annelerin bebeklerinin doğumu takip eden ilk günlerde bu tip kokulara ilgi duyduklarını, o kokulan alınca aranma veya emme hareketleri yaptıklarını göstermiştir.