Doğumu Başlatmak

41. veya 42. haftada doğum kendiliğinden başlamazsa doktorunuz doğumu başlatmayı önerebilir. Doğum çok yavaş ilerliyorsa suni sancı verilebilir.

Çoğu doğum zamanında başlar (37. haftadan sonra) ve bebeğin dışarı çıkışına kadar belli bir zaman geçer. Ancak bazı durumlarda bu gerçekleşmez. Sancılar beklediğiniz zaman başlamayabilir veya bebeği bir an önce doğurtmak için bir takım tıbbi sebepler söz konusu olabilir. Yada kendiliğinden başlayan doğum sancıları çok yavaş ilerliyor olabilir, hatta duracak gibi bile gözükebilir. Sancılar kesilebilir, veya doğum kanalını açmak ve bebeği dışarı itmek için yeterince kuvvetlenmeden devam edebilir.

Yavaş ilerleyen bir doğumu bazen hareket ederek veya pozisyon değiştirerek başlatabilirsiniz. Sabırlı olun ve inancınızı yitirmeyin. Eğer yorulursanız yada bebeğiniz doğumun stresiyle baş edemeyeceğinin işaretlerini verirse suni sancı verilerek doğumu hızlandırmak konusunda fikriniz alınacaktır. Su keseniz patladıktan sonra 12 saat içinde doğum sancılarınız hiçbir başlama belirtisi göstermezse doktorunuz tıbbi müdahale önerebilir.

Neler Dahildir?

Tıbbi müdahale yada doğumun hızlandırılması üç yoldan birisiyle yapılır: doğum kanalını yumuşatan hormon benzeri bir madde olan prostaglandinin vajinaya verilmesi ile, ARM yardımıyla (su kesesinin suni yolla yırtılması) rahmin kasılmasını sağlayarak sancıları başlatabilir. Genellikle bu işlemler aşama aşama denenir; yani prostaglandin, kendi başına yeterince güçlü kasılma başlatmazsa ARM denenebilir. Sancılarda hala bir artış olmazsa hormon enjeksiyonu uygulanır.

Prostaglandin en zararsız metottur. Vajinaya bir yada daha fazla pesser yerleştirilerek prostoglandin verilir veya prostoglandin içeren jel vajinaya yada daha az rastlanan bir yöntemle doğum kanalına uygulanır. Prostaglandin bebeğin bulunduğu amniyotik sıvıya girmez.

Hormonlar etkili olmazsa kasılmalar su kesesini patlatma olarak ta bilinen ARM yöntemi ile başlatılabilir. Su kesesi parmaklarla hafifçe gevşetilir ve bir kanca yardımıyla delinir. Daha sonra amniyotik sıvı akar. Bu da doğum sürecini başlatan daha fazla prostoglandini açığa çıkarır.

ARM’yi takiben uygulanan prostoglandin en yaygın tıbbi müdahale metodudur ancak hormon enjeksiyonu ile de desteklenebilir. Bu metotta, hamilelik süresince vücut tarafından üretilen ve doğumu başlatmada tetikleyici rolünü oynayan oksitosin hormonunun sentetik bir versiyonu olan syntocinon doğrudan kan dolaşımınıza karışır. İçinde hormon solüsyonu bulunan bir damlalığa iliştirilen kateter bir damara yerleştirilir. Damlalık hormonu yönetir ve gerekli olduğu şekilde dozaj arttırılıp azaltılabilir.

Tıbbi müdahale gerekli olduğunda

Tıbbi müdahalenin en yaygın sebebi hamileliğinizin 40 haftadan daha fazla sürmesidir. Bu postmatüreliğin yol açtığı yaşlanan plasentanın bebeği yeterince besieyememesi problemine sebep olur. Bir çok doktor tıbbi müdahale için bebeğin beklenen doğum tarihinin üzerinden 10 gün, bazıları ise 2 hafta geçmesini bekler. Bekleme sırasında bebeğinizin herhangi bir tehlike işareti gösterip göstermediği (oksijen azlığı) yada yetersiz büyüyüp büyümediği dikkatle izlenir. Amniyotik sıvı düzeyi de aynı zamanda değerlendirilir.

İkizlere sıklıkla 38. haftadan sonra tıbbi müdahale uygulanır, çünkü, bu zamanda artık bebekler olgunlaşmıştır ve rahimde büyümelerinin sürmesine izin vermek sizi rahatsız edebilir. Benzer şekilde 37. veya 38. haftalarda yapılan bir ultrason taramasında bebeğin oldukça büyük olduğu gözlenirse daha sonra bir sezaryene yol açmaması için yine tıbbi müdahale önerilebilir. Bu tartışmalı bir durumdur, çünkü bebeğin anne karnındayken tahmin edilen ağırlığı kesin olmayabilir.

Sizde ve bebekte olan kesin tanımlanmış bir takım sağlık durumları tıbbi müdahaleyi önerilebilir hale getirir. Rhesus (Rh) hastalığı ve tedavi gerektiren bazı kalp rahatsızlıkları doktorları tıbbi müdahaleye zorlayabilir. Tıbbi müdahale, hamilelik devam ettiğinde sizi ve bebeğinizi etkileyebilecek pre-eklempsi, yüksek tansiyon veya diyabet gibi rahatsızlıklarınız varsa da önerilebilir.

Sakıncaları Var mıdır?

Tıbbi müdahale yalnızca annenin veya bebeğin faydası açısından gerekli olduğunda yapılmalıdır.

Tıbbi müdahalenin bir takım riskleri vardır: Suni sancılı doğum kendiliğinden gelen sancılara kıyasla daha açılıdır; tıbbi müdahale bazen başarısız olur ve sancılar durur; bu da başka zaman gerekli olmayan sezaryene yol açabilir.

Bu riskler doğum sancılarının kendiliğinden başlamasını beklemenin yaratabileceği riskler ile karşılaştırılmalıdır. Temelde sizin ve doktorunuzun bebeğinizin içerdeyken mi, dışarıdayken mi daha iyi durumda olacağından emin olması gerekir. Sizin sağlığınızdan dolayı tıbbi müdahale önerilirse, her ikinizin de bunun gerekli olduğu konusunda kendinizi rahatlatmanız gerekir.

Yavaş yavaş olsa da tıbbi müdahale rahatsızlık verici olabilir. Suni sancılar hemen her zaman daha şiddetlidir ve aralıkları birbirine doğal sancılardan daha yakındır. Ayrıca kendiliğinden oluşan sancılardan farklı olarak kendimizi sancıların derece derece artışına alıştırmanız da mümkün değildir. Başlayan ve ardından hızlanan doğum sancıları güçlü kasılmaları da beraberinde getirir. Bu elbette hedeflenen bir şeydir ancak sancıların şiddeti şok gibi gelebilir. Vajinaya pesser aldıysanız normalden daha az hareketli olabilirsiniz. Ayrıca normalde gereksinim duyacağınızdan daha fazla ağrı kesici isteyebilirsiniz.

Riskler bebeğiniz açısından da bir takım ters sonuçlara yol açabilir. Bebek ve hormonun verildiği damlalık dikkatlice izlenmelidir. Eğer oksitosin hormonu tarafından tetiklenen kasılmalar teknik olarak gerekenden çok daha kuvvetliyse, bu bebeğe giden oksijen miktarını hesapta olmadan azaltabilir. Tüm kasılmalar bebeğe giden oksijeni azaltır, ancak suni sancılar hızlı olduğundan bebek için iki sancı arasında dinlenecek vakit kalmaz. Eğer dikkatlice izlenmezse, bebek, hayati tehlikeyle bu tür tıbbi müdahalede daha sık karşı karşıya kalır.