Doğumun Ne Kadar Süreceğini Öngörmenin Bir Yolu Var mı?

İlk kez anne olacak hamileler için ortalama sancı süresi on üç ila on yedi saat arasındadır ve üç evreye ayrılır. Birinci evre, serviksin incelip açılarak bebeğin başının geçebileceği bir genişliğe gelmesidir, ki ilk doğumlarda bu normal olarak on iki ila on dört saat arasında sürer (ayrıca bu ilk evre, kasılmaların olduğu fakat serviksin açılmadığı durgun dönem ve serviksin düzenli bir şekilde giderek açıldığı aktif dönem olarak da kendi içinde ikiye ayrılır). Daha sonraki ise normal olarak bir ila iki saat süren ikinci veya “itme” evresidir ve en sonunda da plasentanın çıktığı bir saatlik üçüncü evre vardır. Birinciden sonraki doğumların daha kısa sürme olasılığı bir gerçektir. İkinci ve sonraki doğumlarda, ilk evre altı ile sekiz saat, ikinci evre ise beş ile altmış dakika arasında sürebilir.

Bir doğumun ne kadar uzun süreceğini veya ne kadar zor olacağını etkileyen bilinen bazı sebepler vardır. İlk evre açısından bakılınca bebeğinin başı henüz serviksi itmeye (engajman denilen bir olgu) başlamamış olan kadınlarda durgun dönem daha uzun sürebilir. Gariptir ki, aynı durum beşten fazla doğum yapmış kadınlar için de geçerlidir ve bunun sebebinin, rahimlerinin daha güçsüz olması ve dolayısıyla bebeği servikse doğru itmekte zorlanmaları olduğu düşünülür (bu kadınlarda doğumun ikinci evresi ise çok daha hızlı olma eğilimindedir). Belirsiz bir nedenle, doğumun birinci evresi obez annelerde de daha uzun sürebilir.

İkinci yani “itme” evresini yavaşlatabilecek etkenler konusunda daha çok bilgimiz bulunmaktadır. Aşikar bir neden, bebeğin büyüklüğüdür, çünkü bebek irileştikçe onu itip çıkarmak zorlaşır, dahası yolda sıkışma olasılığı da artar. Bu konuda, basen ölçüleriniz de önemlidir ama geniş kalçalara sahip olmanız kolay doğum yapacaksınız anlamına gelmez çünkü basen biçimleri de fark yaratır. Genel olarak, Afro-Karayipli kadınların doğum kanalları daha dardır ve bebeklerinin gecikmesi halinde doğumlarının sorunlu olma ihtimali artar. Onların hamileliklerinin genellikle daha kısa sürmesi bu durumlarını dengeler.

Yaygın bir halk inancına göre ise doğumun kolay olup olmayacağını ayak numaramıza bakarak öngörebiliriz. 1988 yılında İskoç araştırmacılar, boy, ayakkabı numarası ve doğum arasındaki ilişkiyi ilk kez hamile kalan 563 kadında incelediler. Kadınların ayakkabı numarası ile sezaryen oranı, kendilerine yapay sancı verilip verilmediği veya doğum süreleri arasında hiçbir belirgin ilişki bulamadılar – sadece ayakları büyük annelerin bebeklerinin biraz daha ağır olabileceğini gözlemlediler. Buna karşın, iş boya gelince, 1.60m den kısa kadınların sezaryen olma ihtimalinin, bebeğin başının basenlerinden geçmesinin zor olması sebebiyle, arttığını gördüler. Ama buna rağmen, bu gruba giren kadınların %80’i yine de vajinal doğum yapmayı başardı.

Bebeğin doğum kanalına girerkenki pozisyonu da diğer önemli bir faktördür çünkü bebeğin orada takılıp takılmayacağını belirler. Doğum kanalına girdiklerinde yüzleri annelerinin karnına doğru dönük olan bebeklerin yolculukları sırasında daha fazla eğilip bükülmeleri gerekeceğinden dışarı çıkmaları da daha zordur.

Maalesef bu faktörlerin hiçbirinin kontrolü kolay değildir ve kişi bazında öngörülmelerine de imkan yoktur. Sadece kendi doğumunuzun düzgün seyretme şansını arttırmak için atabileceğiniz bazı adımlar vardır. Bazı çalışma sonuçları, doğum öncesindeki yirmi dört saat içinde normal yemeğini yiyen ve iyi uyuyup dinlenen kadınların, yorgun ve aç olanlara göre daha kısa sürelerde doğumu tamamlayabildiklerini düşündürmektedir. Yani enerji seviyenizi yüksek tutmaya, bol bol su içmeye ve (eğer mümkünse) sancıların ilk dönemlerini uyuyarak geçirmeye dikkat edin ki işler zorlaştığında bu ekstra enerji size yardımcı olsun.