Emzirmek Göğüs Sarkmasına Neden Olur mu?

Göğüslerin sarkması pek çok kadına göre çocuk doğurmanın kaçınılamaz bir savaş yarasıdır. Annelerin üçte bir kadarı hamilelikten sonra göğüslerinin değiştiğine inanırlar ve en çok da göğüslerinin büyüdüğünden, diriliğini kaybettiğinden ve pörsüdüğünden şikayet ederler.

Çoğu bu değişikliklerin sebebinin emzirme olduğunu iddia eder. “Emzirmek göğüslerinizde sarkma ve pörsümeye yol açar mı?” sorusuna yönelik en az dört mesaj dizisi olan İngiliz web sitesi Mumsnet’in bu sorusuna, çoğu emzirmenin vücutlarına etkilerinden şikayet eden kadın olmak üzere, toplamda 347 den fazla cevap gelmiştir. ABD, Lexington’daki Kentucky Üniversitesinden plastik cerrahi profesörü Brian Rinker “Bir plastik cerraha başvuran kadınlar, genellikle, göğüslerindeki biçim ve hacim kayıplarının sebebinin emzirme olduğunu düşünürler ve göğüslerinin görüntüsünün değişeceği endişesi, kadınların bebeklerini emzirmek istememelerinin en önemli nedenleri arasındaki yerini korumaya devam etmektedir” diyor.

İnanamayacaksınız ama bu işin hakiki suçlusu emzirmek değildir. Doğumdan sonra göğüslerinde değişiklikler olduğunu ifade eden kadınlarla yapılan en azından iki çalışmada, emzirmenin kayda değer bir faktör olmadığı bulunmuştur çünkü bebeklerini emzirmeyen kadınlar da göğüslerinde farklılıklar olduğunu söylemişlerdir. Bu çalışmalardan birini yöneten Rinker “Hamileliğin sarkma ile kuvvetli bir ilintisi olduğunu ve bu etkinin hamilelik sayısı arttıkça fazlalaştığını bulduk” diyor. “Daha şişman olmanın, büyük göğüslere sahip olmanın ve sigara içmenin de sarkmanın artmasıyla ilgisi vardı, ama gariptir ki emzirmenin hiçbir etkisi yoktu”.

Peki hamilelik nasıl oluyor da göğüsleri sarkıtıyor? Sonunda emzirseniz de emzirmeseniz de, göğüsleriniz hamilelik sırasında deri ve bağ dokularını uzatan büyük yapısal değişikliklerden geçerler. Hamileliğin altı ila sekizinci haftaları gibi erken bir döneminde bile sütyen ölçülerinizin büyümeye başladığını fark edersiniz ve hamilelik ilerledikçe de sonunda süt salgılayacak loblar ve kanallar ağı gelişir ve olgunlaşır. Göğüsler ikinci üç-aylık dönemin sonunda artık süt üretebilecek duruma gelirler ama progesteron hormonunun yüksek seviyelerde olması buna mani olur. Bebek doğar doğmaz progesteron düşer ve emzirme hormonu prolaktin yükselerek hızla süt üretimini başlatır.

Kadınlar süt vermeyi bırakınca, bu fiziksel değişimler eski haline dönmeye başlar; buna involüsyon (içeri kıvırma) denir. Önce, süt üreten hücreler kendi kendine yanıp yok olmaya başlar, sonra bu hücreleri çevreleyen bağ dokusu şekil değiştirir ve yerini yağa bırakır. Şekil değişimi, kadının yaşının ilerlemesiyle ve bazılarının göğüslerinin küçüldüğünü fark ettiği menopoz süresince de devam eder.

Sürecin hızı kadından kadına farklılıklar gösterir ve bazıları hamilelik sonrasında göğüslerinin öncesine göre daha küçüldüğünü fark eder. Bunun neden bazı kadınlarda olup, diğerlerinde olmadığı tam olarak bilinmiyor, ama uzmanlar, kaybolan göğüs dokularının yerine kolayca yağ dokusu koyamamaktan kaynaklandığını tahmin ediyorlar.

Her ne kadar hamilelik sırasında destekli bir sütyen giymenin ileriki göğüs sarkmaları ve doku kaybına karşı bir yardımı olabilirse de, Rinker bu konuda karamsar: “Esas sebeplerin irsiyet, yaş ve hamilelik olduğunu düşünüyorum. Bence egzersiz yapmanın veya uygun sütyen kullanımının pek bir faydası yok” diyor.