Evde Yapılan Doğumlar Hastanede Yapılanlardan Daha mı Risklidir?

‘Evde doğum yapan kadınlar daha az sorun yaşıyorlar ama bebeklerinin ölüm riski de üçe katlanıyor’ tezini ortaya atan ABD’deki Maine Medical Center’dan Joseph Wax ve meslektaşlarının çalışması 2010 yılında Atlantik’in her iki tarafında da gazete manşetlerinde yer aldı.

Çalışma, yayınlandığı bilimsel dergide bile, diğer araştırmacıların sonuçlara itiraz eden kızgın mektuplarına hedef oldu. Wax bu itirazlara, iyi eğitimli ebeler tarafından bakılan düşük risk sınıfından kadınlarda, önceden planlanmış ev doğumlarının, aslında, bebek ölümlerini azalttığını söyleyerek cevap verdi. Diğer bir deyişle, doğru kadınlara uygulandığı ve iyi eğitilmiş kişiler tarafından yapıldığı takdirde ev doğumları güvenlidir. Maalesef, genellikle kabul gören anlayış, evde doğum yapmayı seçen kadınların sorumsuz anneler oldukları yönündedir.

Halihazırda, İngiltere’de ortalama her elli kadından birine karşılık ABD’de her iki yüz kadından biri, evde doğum yapmaktadır. Bu eşitsizliğin sebeplerinden biri, ev doğumlarının güvenilirliği hakkında kaliteli kanıtların olmadığını iddia eden American College of Obstetricians and Gynecologist’in bu konuda hâlâ şüpheci davranıyor olmasına karşılık İngiltere’deki Royal College of Midwives (RCM-Ebeler Yüksek Okulu) ve Royal College of Obstretricians and Gynaecologists (RCOG)’in sorunsuz hamileler için ev doğumunu destekliyor olmasıdır.

Wax’ın 2010’da yaptığı bu araştırma ev doğumları konusunu ele alan en kapsamlı çalışmalardan biridir ve bu sebeple sonuçlarına daha yakından bakmaya değer. Çalışma aslında, on iki farklı araştırmanın bulgularını bir araya getiren ve İngiltere, ABD, Kanada, Avustralya ve bazı Avrupa ülkelerinden toplam 342.056 planlanmış ev doğumu ile 207.551 planlanmış hastane doğumunu analiz eden bir incelemedir.

Tahmin edeceğiniz gibi, ev doğumlarında, çoğunun evde uygulanması zor olan epidural, bebeğin kalbinin elektronik kontrolü, sezaryen, aletli doğum veya episiyotomi gibi tıbbi müdahaleler daha azdır. İncelemeye göre, bütün bunlara rağmen, evde doğum yapan kadınlar, hastanede doğum yapanlara göre daha az enfeksiyon, daha az gözyaşı ve ciddi kanama yaşamışlardır. Yine de bunun anlamı, ev doğumlarının kadınlar için kesinlikle daha iyi olduğu değildir. Çalışma şu anda anne olan kişileri kapsamaktadır ve belki de birinci seferde sorun yaşamış olanlar bu sefer hastaneyi tercih etmişler veya belki büyük bebek bekleyenler (yırtılma riski daha fazla olduğu için) hastaneye gitmeyi seçmişlerdir. Benzer şekilde, evde doğmuş bebeklerin prematüre veya düşük kilolu olmaları veya solunumda ilave yardıma ihtiyaç duymaları olasılığı da, hastanede doğanlara göre daha düşüktür çünkü bu tip bebeklerin çoğu yüksek risk grubunda kabul edilir ve doğumlarının hastanede yapılması gerekir.

Peki çoğu gazetenin değindiği ölüm oranının üçe katlanması konusunda neler söyleyebiliriz? Doğum sırasında ölen bebeklerin oranları incelendiğinde, evde ve. hastanede doğanlar arasında pek bir fark görülmemektedir; bu da bebeğin nefes almaya başlamasında veya herhangi başka bir konuda sorun olmadığını düşündürmektedir. Problem, doğumdan sonraki yirmi sekiz gün içindeki oranlara baktığımızda ortaya çıkıyor. Her 16.500 ev doğumunda 32 ölüme karşın, her 33.302 hastane doğumunda 32 ölüm, risk oranm hâlâ da düşük olduğunu gösteriyor. Ama Wax’ın incelediği tüm çalışmaların aynı yenidoğan ölüm oranında birleşmemesi ve sayıların çok küçük olması riskin derecesini kesin olarak anlamamızı zorlaştırdı. Buna ilaveten, Wax, eğitimli ebeler dışında başka kişilerin yardımcı olduğu doğumları bir kenara ayırdığında bile, planlanmış ev ve hastane doğumlarındaki ölüm oranlarında bir artış olmadı. Bebeklerin hepsi, nerede doğduklarına bakılmaksızın, güven içindeydiler.

1994 ila 2003 yılları arasında evde doğan bebeklerdeki ulusal ölüm oranlarını hesaplayan İngiltere kaynaklı bir başka çalışma da 2008 yılında yayınlanmıştır. Çalışmada, genel olarak ev doğumlarının güvenli olduğu ve anne veya bebek ölümlerinde de artan bir riskle bağlantılı olmadığı (hatta ev doğumlarında riskin biraz daha düşük olduğu) sonucu çıkmıştır fakat annenin çıkan bir sorun dolayısıyla hastaneye yatırılması gerektiğinde, bu risk artış göstermiştir. Bu araştırma da (bazılarının ev doğumlarının güvenli olduğunu, diğerlerinin de tehlikeli olduğunu ispatladığını iddia ettiği) pek çok gazete manşeti yaratmıştır, ama bulgularını yorumlamak zordur -çünkü mesela onların hastaneye yatırılan kadın tarifinin içine, daha henüz sancıları başlamadan önce fikrini değiştirip, evde değil de (büyük olasılıkla sorunlar sebebiyle) hastanede doğurmak isteyen kadınlar da dahil edilmiştir.

Sonuç olarak, gerekli çalışmaların henüz yapılmamış olmasından dolayı kimse ev doğumlarının hastane doğumlarından daha riskli olup olmadığını bilemez. Bu sebeple, birinin diğerinden daha tehlikeli olduğunu söyleyen iyi niyetli arkadaş, akraba veya yabancılara karşı dikkatli olmalısınız.

Bu konuda düşünmek isteyebileceğiniz bazı faktörler şunlardır:

  • Evde doğum yapan kadınların ortalama %9 ila 37 arasında bir kısmının hastaneye yatırılması gerekecektir. En çok karşılaşılan sebepler, doğumun çok yavaş ilerlemesi veya annenin epidural gibi ekstra bir ağrı kesiciye gerek duymasıdır. Hastaneye nakil gereği ilk doğumlarda daha da sık görülür. Daha ciddi durumlarda ise, kadınlar ağır kanama sebebiyle, bebeğin sağlığı gereği veya doğar doğmaz acil bakıma ihtiyacı olmasından dolayı hastaneye götürü leb i lirler ve bu durumlarda herhangi bir gecikmenin sonuçları da çok ciddi olabilir. Bütün bu nedenlerle, en yakın hastanenin ne mesafede olduğunu ve oraya naklinizin ne kadar zaman alacağını düşünmeniz gerekir.
  • Eğer önceden gelen tıbbi bir durumunuz varsa veya daha evvelki doğumlarınızda sorun yaşadıysanız risk artmaktadır, bundan dolayı da doktorunuz tıbbi sebeplerden hastanede doğum yapmanızı tavsiye ediyorsa, onun dediklerini dinlemeniz akıllıca olur.
  • Doğum, özellikle de ilk doğumunuzsa, öngörülemez bir süreçtir. Ağrı kesici seçenekleri konusunda açık görüşlü olmaya gayret edin. Eğer evde doğuruyorsanız ve de epidurale ihtiyacınız olduğuna karar verirseniz, hastaneye nakledilirken biraz daha uzun bir süre beklemeniz gerekeceğini aklınızda tutmalısınız.