Hamileliğin Son Haftalarında Kadınlar Neden Aşırı Hamaratlık Dönemine Girerler?

Çoğunlukla söylendiği gibi, kadınlar hamileliklerinin son haftalarında bir aşırı hamaratlık dönemine girerler ki hormonlardaki değişimler bu duruma bir açıklık getirmeye yardımcı olabilir. Hamilelik süresinin büyük bir bölümünde, progesteron östrojenden daha fazladır, ama doğum yaklaştıkça östrojen seviyeleri artmaya başlar ve bu konudaki çalışmaların ifadelerine göre, östrojen artışı fazla olan kadınlarda doğumdan sonra bağlılık ve mutluluk duygularında da artış olmuştur. Yüksek seviyeli oksitosin ve prolaktin hormonları da bebekle ilgili her konuda aşırı tepkili olmak, sesini yükseltmek ve genellikle daha alıngan olmak gibi annelik davranışlarının başlamasını hızlandırır.

Fareler üzerinde yapılan incelemeler, bu hormonların beyni fiziksel seviyede nasıl etkiliyor olabileceğini açıklayan ipuçları verebilirler. Doğum yaklaştıkça, beynin ön kısmında annelikle bağdaştırılan bazı yapılar büyüme eğilimi göstermeye başlarlar. Bunlar, bağımlılık ve ödül, duyguların işlenmesi ve empati veya başkalarının zihinlerini okumak gibi olgularla ilgili beyin bölgeleridir. Hamilelik, ayrıca, öğrenme ve hatırlama ile ilgili beyin bölgelerinde yeni hücreler oluşmasını da tetikler ve en azından, farelerde, mekan hatırlama, yiyecek bulma kabiliyetleri ve saldırı karşısında daha az tedirgin olma becerilerini destekleyen bu gibi değişikliklerin kalıcı olabileceği de düşünülür. Yeni hücrelerin çoğalması düzeni her hamilelikte daha da güçlenir. Aynı değişikliklerin insanlar için de geçerli olduğunu varsayarsak, ne kadar çok çocuğunuz olursa, genellikle kendi ihtiyaçlarınız etrafında odaklanan bir hayattan başkalarının isteklerinin öncelik kazandığı bir yaşama geçen beyniniz de o kadar fazla “anneleşir”. Çoğu anne, ne kadar büyürlerse büyüsünler, çocukları için endişelenmekten vazgeçemedikleri konusunda hemfikirdir.

Hakkında en çok bilgimiz olan hormon oksitosindir. Başkalarıyla ilişki kurmamızla alakalı olan bu hormona genellikle “kucaklaşma kimyasalı” denir. Oksitosin seviyesi hamilelik sırasında artar, bebek doğduktan sonra ve büyük olasılıkla sonrasında uzun bir süre (her ne kadar kimse üç seneden sonrasını ölçmediyse de) yüksek seviyede kalır. Duyguların işlenmesi ve ödül ile ilgili beyin bölgeleri oksitosine karşı duyarlıdırlar ve bu hormonun artması ile hem annede, hem de babada duygusal ebeveynlik de artar.

Kadınları, bebekleri doğduktan sonra, anneliğe bu hormonsal değişimler hazırlıyor olsa da, sistem yaşanan tecrübelerle güçlenir. Oksitosin, kucaklaşma ve bebeğinizle vakit geçirme sonucu salgılanır, bu yüzden bebeğinize ne kadar uzun zaman ayırırsanız, doğal annelik içgüdünüz de o kadar güçlü aktive olur.

Bebeği emzirmek de oksitosin salgılanmasını arttırır. Son zamanlarda yapılan karşılaştırmalı bir araştırma, bebeklerini emziren annelerde biberonla besleyenlere göre daha yüksek oksitosin seviyeleri olduğunu ortaya koymuştur. Aynı kadınlara, kayıttan kendi bebeklerinin veya başka bir bebeğin ağlama sesini dinleten araştırmacılar, bebeklerini emziren annelerin beyinlerinde kendi bebeklerinin sesine karşı daha fazla bir hareketlenme fark etmişlerdir. Bu, bebeğini emziren anne daha duyarlıdır anlamına gelmese de, oksitosin hormonunun annelik davranışlarını geliştirmekte ne kadar önemli olduğunu gösterir.