Hamilelikte Üreme Organları

Hormonlar belirli fonksiyonları yerine getirmesi için vücudun bazı bölümlerini uyaran kimyasal habercilerdir. Endokrin bezleri tarafından üretilen hormonlar, kan dolaşımı ile etkileyecekleri hücrelere veya dokulara taşınan kimyasal maddelerdir. Sinir sisteminizle birlikte hormonlar, organlarınızın fonksiyonlarını kontrol eder.

Bir çok görevlerinin içerisinde üremenin her yönünde oynadıkları yaşamsal rol de vardır: adet dönemlerini düzenlemek, hamileliği desteklemek, doğumu başlatmak, bebeğin dışarı çıkmasına yardım etmek ve anne sütünün üretimini harekete geçirmek.

Beynin tabanındaki hipofiz bezi, yumurtalıklar dahil vücudun hormon üreten diğer tüm bezlerini kontrol eden sekiz hormonu üretir. Hipofiz hormonları arasında yumurtalık ve testisleri uyaran ve cinsel gelişmeye sebep olarak üremeyi sağlayan gonadotropinler vardır. Çoğu kadınlara ait hormonlar -öncelikle östrojen (farklı bir çok hormonu ifade eden bir genel terim) ve progesteron- yumurtalıklarda üretilir.

Hormonlar vücudunuzu nasıl etkiler?

Hamile değilken…

Üretken olduğunuz yıllar süresince, eğer sağlıklıysanız, bedeniniz bir takım hormonlar tarafından yönetilen adet dönemleri ile düzenlenir.

Hipotalamus adı verilen beynin hipofiz bezi ile bitişik kısmı, hipofiz bezini uyararak FSH (follicle stimulating hormone) salgılamasını sağlar. FSH kan dolaşımı ile yumurtalığa ulaşarak yumurtlaması yönünde emir verir. Yumurtanın çevresinde bir çok hücre toplanarak, topa benzer bir yapı oluşturur, buna yumurtalık içinde follikül denir. Follikül hücreleri tarafından üretilen sıvı östrojen hormonu açısından zengindir. Belirgin sayıda follikül gelişmeye başlar ancak en sonunda içlerinden bir tanesi diğerlerinden daha hızlı büyüyerek yumurtanın yüzeyine doğru yönelir. Kan dolaşımındaki yüksek östrojen düzeyine karşılık olarak hipofiz bezi luteinizing hormonu (LH) üretir. LH’nin taşması follikül’ün yumurtasını bırakmasına ve aynı zamanda patlayan follikül’ün corpus luteum’un içine geçmesine sebep olur. Daha sonra korpus luteum LH tarafından progesteron üretmesi için uyarılır.

Eğer döllenmiş bir yumurta rahmin duvarına yerleşmezse, östrojen ve progesteron düzeyleri düşer; adet kanaması da rahim yüzeyinin kanamasına neden olan işte bu hormon düzeylerinin düşmesidir.

Döllenme sırasında…

Gelişmekte olan döllenmiş yumurta rahminizin duvarına yerleştiğinde HCG hormonunun üretimini harekete geçirir. Bu hormon adet görmeyi engeller. Aynı zamanda korpus luteum progesteron üreterek büyümeye devam eder. Follikülden yapılan ostrojen ve progesteron gebeliğin devamını sağlar ve endometriumun yapılanmasına yardımcı olur.

Progesteron vücudunuzun diğer kısımlarını da etkiler. Örneğin göğüsleriniz süt üretimi için hazırlanmaya başlar. Meme başı büyür ve daha koyu bir renk alır ve Montgomery tümseği daha göze çarpar hale gelir -bunlar emzirme sırasında meme ucunu kayganlaştırır. Memeler sütün üretileceği ve saklanacağı dokular oluşurken şişer. Bu değişiklikler, çoğu kadının hamilelik sırasında göğüslerinde hissettiği acı ve hassaslığın sebebidir.

Hormonlara gösterilen reaksiyon, hamileliğin erken evrelerindeki bulantı ve ani ruh hali değişikliklerine sebep olabilir.

Hamilelik sırasında…

10. haftadan itibaren plasenta gelişmekte olan fetusu besleme görevini üstlenir ve yumurtlamayı engelleyen yüksek düzeylerde progesteron üretir. Progesteron aynı zamanda kan damarlarınızı da gevşetir -böylece daha büyük miktarda kan taşıyarak kalbinizin ve ciğerlerinizin hamilelik sırasındaki gereksinimlerine cevap verebilmeye yardım eder- ve rahim, sidik torbası ve bağırsaklar gibi organların kaslarını yumuşatır.

Plasenta ayrıca bağ dokularınızın ve eklemlerinizin de yumuşayıp gevşemesine yol açan relaxin salgılar. Süt yapan hormonlar olan prolaktin ve HPL (human placental laktogen) üretimi hipofiz bezi ve plasenta tarafından tetiklenir. Östrojen ve progesteron süt üretimini geciktirir.

Adrenalin bezleriniz ekstra kortizon üreterek astım gibi yaygın alerjik reaksiyonları azaltabilir. Kalp atışını ve soluk alıp vermeyi arttıran adrenalin, noradrenalin ve endorfin gibi hormonların oranları ayrıca yükselir ve sindirim sisteminin daha hızlı çalışmasını sağlar. Aynı zamanda bu hormonlar ani ruh hali değişikliklerinin de sorumlusudur.

Doğumda…

Oksitosin hormonu bebeği dışarı itmek için rahminizin kasılmaya başlamasını sağlar. Kasılmalar zayıf ya da yavaşsa doktorlar doğumu hızlandırmak için yapay oksitosin kullanabilirler.

Plasenta çıktıktan sonra progesteron ve östrojen düzeyleri hızla düşmeye başlar ve prolaktin ile HPL (human placental lactogen) kendi işlerine başlayabilirler.

Bebek emmeye başladığında, bu hareket hipofiz bezinize uyarı gönderir. Bu daha fazla oksitosin salgılanmasını sağlayarak uyarıcı görevi görür. Memenizde süt depolayan hücrelerdeki minik kasılmalar sütü dışarı iter. İlk günlerde oksitosin siz bebeğinizi emzirirken rahimde kasılmalara da sebep olur, bu kasılmalar doğum sonrası ağrıların sorumlusudur.