Hazır Mamaların İçinde Ne Vardır?

Her ne kadar sütteki iki ana protein olan kazein ve peynir altı suyunun oranlarında mamanın anne sütüne benzemesi için farklı ayarlamalar yapılmış olsa da, bütün hazır mamaların temelinde inek sütü vardır. İşin tuhafı, hazır mama ile anne sütünde içerdikleri kalori açısından hiçbir fark da yoktur; her ikisinin de 100 ml’sinde 67 kcal bulunur.

İmalatçıların çoğu değişik yaş gruplarını hedef alan hazır mamalar üretirler. Bebeklerin daha kolay hazmedebilmesi için “başlangıç mamaları”na nispeten daha fazla peynir altı suyu proteini ilave edilir. Obur bebekler için üretilen hazır mamalar da yapısal olarak inek sütüne daha çok benzetilmek amacıyla daha az peynir altı suyu ve daha fazla kazein içerirler. Buradaki ana fikir, kazeinin midede katı bir kesmik oluşturması ve bu yüzden sindiriminin daha uzun sürmesidir; bu da teorik olarak midenin daha uzun süre dolu kalması anlamına gelir. Ancak, bu mama normal mamadan daha fazla kalori içermediği gibi, genellikle yağı da daha azdır. Ayrıca bunu alan bebeklerin kabız olmaları daha büyük bir olasılıktır ve daha az aç olduklarını destekleyen herhangi bir kanıt da bulunmamaktadır.

Aynı durum, koyulaştırmak amacıyla içlerine nişasta katılan “gece sütleri” için de geçerlidir. İngiltere’deki Scientific Advisory Committee on Nutrition (SACN), yakın bir tarihte yayınladığı bildiride, bu mamaların normal hazır mamalara göre bebeğe daha rahat bir gece geçirmesi açısından avantaj sağladığına dair herhangi bir kanıt olmadığını belirtmiştir.

Ayrıca, genellikle altı ay ve üstü bebekler için satılan devam sütü mamaları, normal hazır mamalara göre daha fazla demir, C vitamini, E vitamini, çinko ve kalsiyum içerir. Ama zaten bebekler bu dönemde artık bir miktar katı gıda da almaya başladıklarından bu ilave besinlerin bir kısmını onlardan da alıyorlardır. Demir, hazır mamaya göre katı gıdalardan daha kolay alınır. SACN bir yaşına gelmiş bebeklerin inek sütü veya normal hazır mama yerine devam sütü almalarına gerek olmadığını söylemektedir. American Academy of Pediatrics de bir yaş üstü devam sütlerinin bir yaş altı için üretilmiş hazır mamalara göre besin değerleri açısından ek bir avantaj sağlamadığını söylemekte ve bu konuda fiyatlann sizi yönlendirmesine izin vermenizi önermektedir.

Değişik markaların temel mamalarının, besin değerleri açısından birbirlerinden pek az farkları vardır. En azından Avrupa içinde ve ABD’de “bebek maması” terimini kullanmak için belli kurallara uymak gerekir, hepsinin de karşılaması gereken minimum beslenme değerleri bellidir. Tümü demir açısından zenginleştirilmiştir ve belki de mamalara hafif metalik ve balıksı tat veren budur.

Ama bazı imalatçılar, hazır mamalara, bebeklerin sağlıklarını geliştireceğini iddia ederek, ilave başka bazı bileşenler de katmaya başladılar:

Uzun zincirli çoklu doymamış yağ asitleri

Göz ve beyin gelişimlerim desteklediği iddiası ile hazır mamalara bazen dolosaheksaenoik asit (DHA) ve arakidonik asit (AA) gibi yağ asitleri ilave edilmektedir. Yakın tarihlerde yapılan araştırmaların bazıları bu iddiaları doğrular nitelikte iken – en azından yüksek dozlarda DHA ve AA ilave edildiğinde (her biri toplam yağ asitlerinin en az 0,3’iinü oluşturduğunda) – diğer bazıları ise herhangi bir fayda tespit etmemiştir. Cochrane Collaboration’ın incelemesinde de hazır mamalara yağ asitleri ilave edilmesinin, bebeklerde göz ve beyin gelişimi veya prematüre olmayan sağlıklı bebeklerde fiziksel büyüme açılarından belirgin ve tutarlı herhangi bir faydası olmadığı görülmüştür.

Prebiyotikler ve oligosakkaritler Son zamanlarda hazır mamalara yapılan yeni bir ilave de “prebiyotik” veya oligosakkaritler denilen (GOS veya FOS gibi) maddelerdir. Bunlar, bağırsaklarda belli bir çeşit bakterinin gelişimini desteklediği düşünülen ve anne sütünde de bulunan kompleks şekerlerdir. Son zamanlarda yapılan bir inceleme, bunların eklenmesiyle kalın bağırsaktaki “dost” bifidobakterilerin sayısını arttığını ve bebeklerin de daha sık ve yumuşak kaka yaptıklarını göstermiştir. Bir diğer Cochrane incelemesi ise, prebiyotiklerin, bazılarının iddia ettiği gibi, alerji veya gıda duyarlılıklarını önlemeye yardım ettiği ile ilgili ikna edici herhangi bir kanıt bulamamıştır.

Probiyotikler

Bunlar bazen hazır mamalara eklenen canlı bakterilerdir. Probiyotiklerin, ailesinde eskiye dayanan bir egzama geçmişi olan bebeklerde, egzama oluşumunu azalttığına dair oldukça güçlü kanıtlar bulunmaktadır.

Nükleotidler

Bunlar tüm hücrelerdeki DNA’nm temelini oluşturur ve günümüzde mamaların çoğuna ilave edilirler. Bunların bebeklerdeki ishal vakalarında bir azalmaya neden olduklarına ve aşılama sonrasında aşılara tepkileri desteklediklerine dair bazı kanıtlar bulunsa da, bu araştırmaların pek çoğu mama imalatçıları tarafından finanse edilmiş ve diğer bazı bulgulara tarafından desteklenmemiştir. Mamaların çoğunun bu nükleotidleri içerdiğine ve bunların yararlı olup olmadıklarına henüz karar verilmediğine bakılırsa, bu konu hakkında endişeye mahal yoktur.

Laktozsuz veya hipoalerjenik mamalar

Doktorlar bazen laktoz eksikliği veya süt proteini alerjisi gibi beslenme hassasiyeti olduğundan şüphe ettikleri bebeklere laktozsuz veya hipoalerjenik mamalar verilmesini-tavsiye ederler. Çocuk doktorları bu tip tanıların aşırı sıklıkta konulduğu konusunda endişelerini dile getiriyor ve bebeklerin emdikleri sütü az miktarlarda geri çıkarmalarının mutlaka bir alerji veya gıda hassasiyeti anlamına gelmeyip gayet normal bir şey olduğunu söylüyorlar. Bu özel mamalar sütte bulunan laktoz yerine mısır veya sükrozda bulunan karbonhidratları içerirler. Hipoalerjik mamalar da kazein proteinini parçalayan bir enzimle işlenmiştir ki bazı bebeklerin ona karşı bir bağışıklık tepkisi geliştirmeleri de olasıdır.

Soya maması

Bu mama, daha kolay sindirildiğini ve alerjik reaksiyonları daha az tetiklediğini düşünen ana-babalar arasında çok popülerdir ama yapılan bir Cochrane incelemesine göre, yüksek risk grubuna giren bebeklerde alerjiyi veya besin hassasiyetini önlediği konularında yeterli kanıt yoktur. Aynı zamanda soya sütünün içinde bulunan ve kadınlardaki östrojen hormonuna benzeyen fitoöstrojenler konusunda da kaygılar dile getirilmiştir. The European Society for Paediatric Gastroenterology, Hepatology and Nutrition (-Avrupa Pediatrik Gastroentoloji, Hepatoloji ve Beslenme Cemiyeti-ESPGHAN) soya mamasının, sadece kesin süt alerjisi teşhisi konmuş altı aydan büyük bebeklerde kullanılmasını tavsiye etmektedir.