İkinci Bir Dile Başlamak için En Uygun Zaman Nedir?

Çocukların bir dili iyice öğrendikten sonra mı ikinci bir dil ile tanışmaları mı gerektiği, hem anne-babaları, hem de dilbilimcileri düşündüren temel bir sorudur. Burada korkulan çocuğun iki dili birbirine karıştırması veya sadece, bir dil öğrenen akranlarından daha geride kalmasıdır. Washington DC’deki Gallaudet Üniversitesi’nden Laura-Ann Petitto meslek hayatını bebeklerin nasıl dil öğrendiklerini araştırmaya adamıştır. Hatta bir süre bir şempanzeye işaret dili öğretmeye çalışmıştır.

Onun bu çalışması bu korkunun yersiz olduğunu göstermiştir. Doğduğundan beri Fransızca ve İngilizceye veya Fransızca ve işaret diline maruz kalmış bebekleri, tek lisan öğrenen akranları ile, ilk sözcüklerini veya sözcükleri birleştirerek ilk cümlelerini söyledikleri dil aşamasına geldikleri yaşlar açısından karşılaştırdı. Her bir dile tek dil bilen çocukların yarısı kadar bir süre maruz kaldıkları halde, iki dil bilenler, söz konusu aşamaya diğerleri ile aynı yaşta vardılar.

McGill Üniversitesinden çift-lisanlı olma uzmanı Fred Genesee “Yapılan pek çok araştırma, artık iki dil öğrenmenin tek dil öğrenmek kadar doğal olduğunu ve eğer kendilerine doğru öğrenme ortamı sağlanırsa, çocukların çoğunun iki dili birden tek dil öğrenenlerle aynı sürede ve aynı şekilde öğrenebileceğini düşündürmektedir” diyor.

Diğer bir yanlış inanç da “bir ebeveyn, bir lisan” kuralıdır; yani çift-lisanlı ailelerde her ebeveynin çocuğun aklının karışmaması için onun yanında sadece tek bir dili konuşmaya özen göstermesi… Genesee “Bunun geçerli olduğuna dair hiçbir kanıt yoktur” diyor. “Fakat yine de kötü bir yöntem sayılmaz çünkü böylece az kullanılan dile hiç olmazsa minimum bir erişim sağlar.”

Bir bebek eğer birden fazla dilin kullanıldığı bir evde yaşıyorsa veya annesi içinde yaşadıkları toplumdan farklı bir dil kullanıyorsa, büyük ihtimalle bu dillerin özelliklerini daha doğumdan evvel öğrenmeye başlar. “Çift lisan bilmenin kendileri için hakikaten önemli olduğu veya doğduktan sonra da bir dile erişimi bulunma olasılığı yüksek çocukların bu noktada öğrenmeye başlamaları gayet mantıklıdır” diyor Genesee. “Lisan öğrenme konusunda kritik temellerin ilk bir-iki yıl içinde atıldığını düşündüren pek çok kanıt bulunmaktadır.”

Tek dil konuşan ama çocuklarının bir lisandan fazlasını konuşmasını isteyen anne-babalar için durum nedir?

Her ne kadar böyle ailelerin bebeklerinin birden fazla dile erişimlerini sağlamak zararlı olmasa da, o dili öğrenebilmek için yeterince deneyim elde etmelerinin olanaksızlığından, bunun bir zaman kaybı olması muhtemeldir. Araştırmalar, bir çocuğun ikinci dili birincisi kadar iyi öğrenebilmesi için, o dili günün %30 ile 50’si arasında bir süre duyması gerektiğini göstermektedir.

Çocukların bir dili iyice öğrenmek için ortalama iki ila üç yıla ihtiyaçları vardır. Özellikle de diğer çocuklarla iletişim içindeyse, bir çocuğu birkaç aylığına yabancı bir dile maruz bırakmak, büyük ihtimalle, ona bu konuda iyi bir temel sağlar. Ancak Genesee, düzenli olarak bir ülkeden diğerine giden ailelerin çocuklarında olduğu gibi, anne-babaları çocuklarını çok fazla değişik lisana maruz bırakmaya karşı da uyarıyor. “Çocukların iki veya üç lisandan fazlasına maruz bırakılması ve sürelerin parçalı ve yeterince yoğun olmaması zararlı olabilir” diyor.