Kaçıncı Çocuk Oldukları Çocukların Kişiliklerini Etkiler mi?

Tony Blair ve Bill Clinton gibi kişilerin hırslı fakat geleneklerine daha bağlı olmaları ilk çocuk olduklarından dolayı mıdır? Ricky Gervais ve Bill Gates belki de ikinci çocuk olduklarından yardımsever ve sosyaldir ve Charles Darwin ve Mozart en küçük çocuk olduklarından fark edilebilmek için yaratıcı ve asi olmuşlardır?

Bir insanın ailenin kaçıncı çocuğu olduğunun kişiliğini ne derece etkilediği, psikologlar arasında on yıllardır hararetle tartışıla gelen bir konudur. Yapılan pek çok araştırma, ilk çocukların sonrakilere göre daha başarı odaklı, işine bağlı, çalışkan, düzenli ve güvenilir olduğunu, sonrakilerin ise ilk çocuklara göre genellikle daha dışa dönük, yeniliklere açık ve uyumlu olduklarını bulmuştur. En son çalışmalarda ise belirli özellikler açısından, doğum sırasının öneminin doğru olabileceği ama bu konuda yazılanların çoğunun hatalı olduğu ima edilmektedir.

Her ne kadar anne-babaların çoğu bütün çocuklarını aynı şekilde yetiştirdiklerini iddia etseler de araştırmalar bunun aksini söylemektedir, ikizlerle yapılan çalışmalarda zeka gibi belirli karakter özelliklerinin %70’e varan bir oranda kalıtsal olduğu bulunmuştur. Ama araştırmalar, ikizlerin ayrılıp farklı ailelerce yetiştirildikleri durumda bile ne kadar girişken veya fevri oldukları gibi kişilik özellikleri de dahil sosyal tavırları ve görüşlerinin, aynı ailede yetiştirilmiş olmaları durumundan bir fark göstermediğini bulmuştur. Diğer bir deyişle, kardeşlerin birbirlerine benzemesinde aynı ailede yetiştirilmenin pek fazla bir etkisi yoktur. Bu da aannena-babaların ikiz bile olsa, her çocuğa ayrı birer kişilik olarak tepki verdiklerini düşündürmektedir.

Doğum sırası ile ilgili araştırmaların eleştirilmesinin bir sebebi onların kişinin doğduğu ailenin büyüklüğünü dikkate almamış olmasıdır, ^ünkü eğer araştırmaya katılan ilk çocuk-ların çoğu küçük ailelerden geliyorsa, hatta tek çocuk iseler, ailenin kaçıncı çocuğu olduklarına bakılmaksızın, büyük ailelerden gelen ikinci veya üçüncü çocuklardan çok farklı yetiştirilmiş olmaları büyük bir olasılıktır.

Ancak, yeni yapılan birkaç çalışma bu meseleyi aşmış ve doğum sırasının, az da olsa bir farklılık yarattığını destekleyen görüşler sunmuştur.

Örneğin, 2009 yılında Harvard Üniversitesinden Joshua Hartshome ve meslektaşları, insanların aile sıralamasında kendileri ile aynı sırada olan kişilerle ilişki kurduklarını bulmuşlardır; yani ilk çocukların ilk çocuklarla ve diğer sıradaki-lerin de birbirleriyle arkadaşlık etme eğiliminde oldukları görülmüştür. Başka araştırmalar da kendimize benzeyen kişilik özellikleri olanlarla arkadaşlık etmeye eğilimli olduğumuzu gösterdiğine göre, bu doğum sırasının kişiliklerimizi biçimlendirmekte bir dereceye kadar etkili olduğunu doğrudan olmasa bile destekleyen bir kanıttır.

Doğum sırasının zeka üzerinde de bir etkisi olabilir. Oslo Üniversitesinden Petter Kristensen ve meslektaşlarının Norveç’te askere alınmış 241.310 kişinin askeri kayıtları üzerinde yaptığı araştırma, ilk çocukların IQ’larının ikinci çocuklara göre genellikle daha yüksek olduğunu bulmuştur. Bu büyük bir fark değildi (IQ skalasında sadece 2,3 puan) ama bir kişinin sınıfının ortalarında değil de başlarında olması için (ayrıca kendine güveni veya çalışmalarında ne kadar zorlanabileceği gibi ikincil etkiler için) yeterliydi. İlginç olan ise, bu etkinin aslında ilk çocuk olarak doğanlarda değil de ilk çocukmuş gibi yetiştirilenlerde daha çok görülme eğiliminde olmasıydı. Kristensen, abla veya ağabeyinin ölümünden sonra en büyük çocuk rolünü üstlenenlerde de aynı entelektüel avantajı tespit etmiştir.