Köri veya Başka Herhangi Bir Şey Sancıların Başlamasına Sebep Olabilir mi?

Seks, köri, ahududu yaprağı çayı… sancıları başlatmak için bunlar gibi kulaktan dolma pek çok ev ilacı vardır. Artık bir an önce bebekleriyle tanışmak isteyen kadınlar, hamileliklerinin kırk birinci haftasına geldiklerinde işleri başlatmak için her şeyi denemeye hazırdırlar.

Ahududu yaprağı çayı

Otacılar, yüzyıllardır, rahmi hazırlamak için bildiğimiz kırmızı ahududu (Rubus idaeus) yapraklarını kullanırlar ve son zamanlarda ABD’deki ebeler üzerinde yapılan bir anket de %63’ünün doğum sancısını başlatmak için ahududu tavsiye ettiğini ortaya koydu. Buna rağmen, ahududu yaprağı özünün hayvanlara verildiği veya rahim dokusu şeritlerine ilave edildiği araştırmalarda elde edilen sonuçlar karışıktı: bazıları kasları gevşettiğini gösterdi, diğerleri daha düzenli kasılmalara sebep olduğunu buldu, başkaları da hamilelik süresini uzattığını iddia etti.

Ahududu yaprağı çayı rahmi etkiliyor olsa bile, içindeki etkili bileşenlerin sihrini uygulaması için bu çaydan ne miktarda içilmesi gerektiği belli değildir. Yapılan kısıtlı bir çalışma, otuz ikinci haftadan itibaren günde iki kere ahududu yaprağı tableti alan hamilelerle almayanları karşılaştırdı ve tabletleri alan kadınlarda sancının ikinci döneminde (itme dönemi) çok az bir kısalma tespit etti ama bu etkinin istatistiki bir değer seviyesine erişememiş olması bulgunun sadece bir tesadüf olabileceği anlamına gelmektedir.

Köri veya hintyağı

Körinin doğum sancısı başlatma değerini ölçen hiçbir çalışma yoktur. Teoriye göre körinin içindeki baharat bağırsaklarınızı tahriş ederek sizi acilen tuvalete koşturan adale kasılmalarını tetikler ve bu kasılmalar da rahme kadar yayılarak doğum sancılarım başlatabilir.

Aynı etkiyi yaptığı düşünülen Hintyağı ise daha iyi araştırılmıştır. Eski Mısır’dan beri doğum sancılarını başlatmak amacıyla kullanılan Hintyağı, Batı ülkelerinde de 1950’li yıllara kadar yani sintosinon (oksitosinin sentetik bir şekli) gibi yeni ilaçlar bulunana dek doğum uzmanlarınca tavsiye edilmekteydi. Görünen odur ki, tadı ve kıvamı koyu bir yemek yağına benzeyen hintyağınm oldukça kötü bir lezzeti vardır ve sizi hasta da edebilir. İsrailli bir grup hintyağınm doğum sancılarını başlatıp başlatmadığı konusunda yaptıkları ileriye yönelik, rasgele, çift-kör plasebo kontrollü bir çalışmanın sonuçlarını 2012 yılında açıkladı: çalışma hintyağı içeri hamilelerin on iki saat içinde sancılanmalarının, hintyağı yerine ayçiçeği yağı içenlerden, üç kat daha fazla olduğunu buldu. Bu kadınlar aynı zamanda doğum sürecinin birinci evresini de daha hızlı atlattılar. Ama ne yazık ki araştırmada sadece seksen kadın vardı; yani bu konuda daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır. Körinin etkili bir alternatif olup olmadığım bilmiyoruz ama kullanılacak maddenin herhalde bağırsaklarınızı bozacak kadar fazla baharatlı olması gerek -bu durumda da belki hintyağını denemeyi yeğlersiniz. Normal kabul edilen 114 mllik doz, portakal suyu ile birlikte yutula-bilir ama denemeden önce doktorunuz veya ebenizle konuşmanız akıllıca olabilir.

Ananas

Ananasın içinde bromelin denilen ve teorik olarak serviksin yumuşamasına yardım eden bir enzim vardır – ama onun sindirim sisteminin ağır şartlarını aşıp etki yaratacak kadar yüksek oranlarda kana ulaşması pek olası görünmüyor. Tadı güzel olmasına rağmen, ananasın doğum sancılarını başlattığını destekleyen bilimsel herhangi bir kanıt bulunmamaktadır.

Meme ucunu uyarma

Göğüs uçlarım çimdikleme ve göğüslere masaj yapma veya pompalama hareketlerinin hepsi, doğum sancısı kasılmalarına başlatan hormonlardan biri olan, oksitosinin salgılanmasını tetikler. Toplamda 719 doğuma yakın hamile ile altı kez tekrarlanan bir incelemenin sonucunda, meme ucu uyarması yapan kadınların üçte birinin sancılarının yetmiş iki saat içinde başladığı, yapmayanların ise sadece %6 kadarının sancılandığı görüldü. Kadınların göğüs uçlarını çimdiklemek veya göğüslerini pompalamak için ayırdıkları süre, her on ila on beş dakikada bir göğüs değiştirmek şartıyla günde bir ila üç saat arasında (aralarda dinlenmelerle) farklılıklar göstermektedir.

Her ne kadar bazı doktorlar, meme ucu uyarmanın rahmi aşırı uyarması ve bebeği rahatsız etme olasılığından korksalar da, yapılan deneyde bu yönde bir kanıt bulunmamıştır (ama yine de, deneyi sunanlar yüksek riskli hamileliklerde, işi sağlama almak amacıyla, meme ucu uyarmasının yapılmamasını tavsiye ediyorlar). Ayrıca, meme ucu uyarmanın doğum sonrası aşırı kanama riskini de azalttığı düşünülür çünkü ekstra oksitosinin kadınların rahimlerinin daha güçlü bir şekilde kasılmasına sebep olduğu ve dolayısıyla plasentayı besleyen damarlardaki kan akışını doğumdan sonra durdurduğu düşünülür. Doğum yapmakta olan kadınlara da aynı amaçla bir doz oksiton enjekte edilmesi tavsiye edilir.

Seks

Her ne kadar doğum yapmak üzereyken aklınıza gelecek son şey seks olsa da, pek çok kişi size, menide serviksin olgunlaşmasına yardım eden prostaglandin hormonu olduğunu söyleyecektir. Büyük ihtimalle, bu söylenti bebek doğmadan önce son bir gayretle biraz hareket isteyen erkekler tarafından çıkarılmış olsa da, araştırmaya değecek kadar mantıklıdır.

İsveçli bilim insanları hamileliği son evresine gelmiş yirmi sekiz kadından ya üç gece üst üste “vajinaya meni bırakılarak” korunmasız seks yapmalarını veya seksi tamamıyla bırakmalarını istedi. Göğüsün uyarılmasının kendi başına ayrı bir etki yapması ihtimaline karşı da, gruplara katiyen göğüslere dokunmamaları söylendi. Gerçekten küçük olan bu araştırmada, seksin hiçbir etkisi olmadığı görüldü. Kadınlar arasında bebeğin pozisyonu, serviksin yumuşaklığı veya takip eden üç gün içinde doğum yapan kadın sayısı itibarıyla hiçbir farklılık görülmedi. Büyük ihtimalle, seks yapmanın bebeğe bir zararının olmadığı gibi doğumu hızlandırmakta da bir faydası yoktur.

Akupunktur

Konu üzerinde yapılan araştırmalardan pek azı, akupunktur tedavisi alan kadınların ilaçla yapay sancılandır-maya ihtiyaç duymadıklarını iddia etmesine rağmen bu kadınlar kendilerine uygulanan akupunkturun hakiki olup olmadığını bilmediklerinden, burada bir plasebo etkisi de söz konusu olabilir. Araştırmaların çoğuna göre ise, akupunkturun hiçbir etkisi bulunmamaktadır.

Homeopati

Cochrane Collaboration, yakın bir zamanda, doğum sancılarını başlatma konusunda iki adet homeopati denemesini inceledi. Birinde, hamileliklerinin otuz altıncı haftasından itibaren günde iki defa karayılan otu (Actea racemosa), öküzgözü, kalopfilyum, rüzgar çiçeği ve gelsemin karışımı alan kadınların doğumda daha az komplikasyon yaşadıkları ve doğum sancılarının ortalama 5.1 saat sürdüğü, buna karşılık plasebo bir hap alanların 8.5 saat doğum sancısı çektiği bulundu – fakat yazarlarına göre araştırma kesin bir sonuç getiremeyecek kadar küçüktü. İkinci çalışma, suları beklenenden erken gelen kadınları inceledi ve saat başı bir doz kalopfilyum alanlarda normal kasılmaların ortalama on üç saat sonra başladığı, almayanlarmkinde de 13.4 saat sonra başladığı bulundu – şans olma ihtimalini düşündürecek kadar küçük bir farklılık.