Kreşler Bebekleri Daha Sosyal mi Yoksa Daha Stresli mi Yapar?

Çalışma hayatına geri dönmeye karar verirseniz, bebeğiniz için bir kreş seçimi yapmanın almanız gerekecek en stresli kararlardan biri olması ihtimali büyüktür. Kreşe giden bebeklerin yıpratıcı seviyelerde stres hormonlarına maruz kaldıkları konusunda okurları uyaran gazete manşetleri de anne-babaların suçluluk hissini arttırır ama eğer anne de baba da mesleklerini geliştirmek istiyorlarsa başka da bir şansları yoktur. Öte yandan, başka çocuklarla oynamanın bebeğin sosyal gelişmesine katkı sağlayacağı fikri kafamızı kurcalamaya devam eder: belki de kreşe gitmek olumlu bir şeydir.

Normal günlük faaliyetler sırasında salgılanan bir hormon olan kortizol, stres karşısında daha da büyük miktarlarda üretilir. Yapılan bazı araştırmalar, tam gün yuvaya giden çocukların öğleden sonraları, evde anne-babalarıyla oldukları günlere göre (yüksek stresli görevlerde çalışan üst düzey kişilerdeki gibi) kortizol düzeylerinin yükseldiğini buldu. Örneğin, on sekiz aylık ila üç yaş arasındaki çocuklarla yapılan bir çalışmada, bakım kalitesi yüksek bir yuvadakilerin bile, yuvaya gittikleri günlerdeki kortizol seviyelerinin diğer günlere göre bir buçuk misli fazla olduğu görülmüştür.

Acaba stres anne-babadan ayrı olmanın kaçınılmaz bir sonucu mudur? Swiss Federal Institute of Technology’den Andrea Dettling, bu konuyu araştırmak amacıyla, haftada ortalama kırk saat yuvaya giden üç ila dört yaşlan arasındaki çocuğu aynı süreyi ev dışında bir bakıcı ile geçiren çocuklar ve bakınılan için hiçbir dış yardım almayan çocuklarla karşılaştırdı. Her grupta yirmi çocuğun olduğu küçük bir araştırma olmakla birlikte, sonucunda çocuğun gün içinde anne-babasından ayrılmasının başlı başına bir stres sebebi olmadığı ortaya çıktı. Her ne kadar yuvaya giden çocuklarda (diğer araştırmalarda da görüldüğü gibi) kortizol seviyeleri öğleden sonraları artsa da gün boyu bir bakıcı ile olan çocuklardaki seviye bakıcının kendilerine gösterdiği ilginin miktarı ile bağlantılıydı. Bakıcıları kendilerine bol ilgi gösteren çocuklar evde kaldıklarından, farklı kortizol seviyeleri sergilemezken, bakıcıları kendilerine az ilgi gösterenlerin seviyeleri yuvaya giden çocuklannki ile aynı yapıyı sergiledi.

Yuvaya gitmek çocuklardaki kortizol seviyelerini yükseltiyor olsa da bu durum uzun vadeli herhangi bir zarara yol açmaz. Bu konu üzerine yapılan en büyük çalışmalardan biri US National Institute of Child Health and Human Development’in finanse ettiği Study of Early Child Care (SECC) dir. Bu araştırma 1.200’den fazla çocuğun gelişimini doğumlarından çocukluklarının ortalarına kadar takip etmiştir.

Araştırmanın genel sonucu, sadece anneleri tarafından bakılan çocukların başkaları tarafından da bakılanlardan daha farklı bir gelişim göstermedikleridir. Yüksek kaliteli bakım almanın, çocukların hayatlarının ilk üç yılında biraz daha iyi bilişsel işlev ve dil gelişimi ile dört buçuk yaşında okula hazır olma durumlarının daha yüksek olması gibi ilave bazı yararları da vardır. Ama bu etki ana-babaların kendi çocuklarının gelişimine yaptıkları etkinin yanında küçük kalır. Bu da ana-babaları kendileriyle ilgilenecek vakit bulamayan ya da ilgilenmek istemeyen çocukların yuvaya gitmelerinin daha faydalı olduğu ama evde benzer uyarımlar alıyor olmaları halindeyse, bu yararın küçük olacağı anlamına gelmektedir. Küçük çocuklarda bilişim ve dil gelişimini teşvik etmek için en önemli şeyin, onlara sorular sormak, konuşma girişimlerini desteklemek ve şarkı söylemek, kitap okumak ve sayıları, şekilleri veya harfleri tekrarlatmak olduğu görülüyor.

Çocukların sosyal ve duygusal gelişimlerine bakıldığında da durum aynıdır. SECC çalışması, bu gelişmeler açısından, çocuğa sürekli başka birinin bakması veya bu bakımın kalitesi, süresi veya düzenliliğinden daha çok ana-babalık kalitesinin etkili olduğunu bulmuştur. Yine de bu demek değildir ki çocuk bakıcılığının hiçbir etkisi yoktur; yüksek kaliteli bakıcılık düşük kaliteli bakıcılığa göre sosyal yeterlilik ve işbirliğinde bir artış ve iki ve üç yaşında da davranış problemlerinde azalma sağlar.

Grup içinde diğer çocuklarla iletişim kurma konusunda daha çok deneyim kazanmanın da (bu ister yuvaya giderek, isterse de anne-babalarıyla birlikte oyun gruplarına katılarak olsun) küçük çocukları biraz daha uyumlu yaptığı ve daha büyüdüklerinde de başka çocuklarla iletişim kurmalarında yardımcı olduğunun geçerliliği görülmüştür. Diğer bazı çalışmalar da yuvaya giden çocukların kendilerini oyalamakta daha becerikli, özgüvenlerinin daha fazla ve yeni durumlar karşısında daha az endişeli olduklarını bulmuştur. Çocukların dış bakımda ne kadar süre geçirdikleri de önemlidir. Çocukların davranış problemlerinde küçük ama istatistiksel anlamda belirgin bir yükselişin haftada otuz saat veya daha fazla süreyle ev dışında bakım almayla ilintili olduğu görülmüştür.

Son olarak da, bazı çocukların diğerlerine göre düşük kaliteli bakımdan daha fazla etkilendiklerini, yüksek kaliteli bakımdan da daha çok fayda elde ettiklerini dikkate almak gerekir. Özellikle, huysuz, sakinleştirilmesi zor ve fevri bebekler düşük kaliteli bakım aldıklarında daha fazla davranış sorunu yaşarlar; buna karşılık yüksek kaliteli bakım aldıklarında ise kolay mizaçlı bebeklerden bile daha az davranış sorunu ile karşılaşırlar. Bu zor bebekler, eğer kendileriyle ilgilenen kişilerden duyarlı ve yüreklendirici bir bakım görürlerse, sosyal yeterlilik açısından kolay mizaçlı bebeklerden bile daha üstün seviyelere gelirler.

Bu durumda anne-babalar bir dadının, bakıcının veya yuvanın verdiği bakımın iyiliğine nasıl karar verebilirler? Genel anlamda, bakıcılarda öğrenim ve eğitimin yüksekliğinin bakım kalitesini arttırdığı düşünülmektedir; ayrıca çocukların büyüklere oranının düşük olması ve genel olarak grup veya sınıfların büyüklüğünün de kaliteye katkısı olduğu görülür. American Academy of Pediatrics yaşları altı ayla on sekiz ay arasında olan bebekler için her bakıcıya üç bebekten fazla düşmemesini ve tüm bebek sayısının da altıyı geçmemesini tavsiye etmektedir. On sekiz ila yirmi dört aylıklar için ise bir büyüğe en fazla dört çocuk ve tüm grubun sayısının da sekiz olmasını uygun görüyor.

SECC çalışmasındaki araştırmacılar da, kaliteli bir bakımın bakıcı ve çocuk arasında duyarlılık, teşvik etme ve sık sık ilgilenmeye bağlı olduğu sonucuna vardılar – bu da daha büyük gruplarda veya bir bakıcının çok sayıda çocuğa bakmasının gerektiği ortamlarda daha zor elde edilir.

Araştırmacılar, çocuklarına bir bakım imkanı arayan anne-babaların bu değerlendirmeyi yapabilmeleri için, hepsi de yüksek kaliteli bakıma işaret eden aşağıdaki işaretleri dikkate almalarını tavsiye ediyor:

  • Bakıcı çocukla ilgilenirken genellikle neşeli ve cesaret verici mi?
  • Bakıcı çocuğa sarılıyor mu, sırtını okşuyor veya elini tutuyor mu? Çocuk mutsuz olduğunda onu rahatlatıyor mu?
  • Bakıcı çocuğun sözlerini tekrarlıyor, çocuğun söyledikleri hakkında fikrini söylüyor veya çocuğun sorularını cevaplıyor mu?
  • Bakıcı kendisine kolaylıkla “evet-hayıı*” diye cevaplayabileceği veya bir aile bireyi ya da oyuncakla ilgili sorular sorarak çocuğu konuşmaya/iletişim kurmaya teşvik ediyor mu?
  • Bakıcı çocuğun olumlu hareketlerine “Aferin!” veya “Başardın!” gibi sözlerle karşılık veriyor mu? Alfabeyi sesli olarak söylemesi, ona kadar sayması ve şekil veya nesnelerin isimlerini söylemesi için çocuğu yüreklendiriyor mu?
  • Bakıcı masal anlatıyor mu, nesneleri veya olayları açıklıyor veya şarkı söylüyor mu?
  • Bakıcı, mesela küçük bebeklere boyun ve omuz kaslarını güçlendirme hareketleri yaptırarak veya daha büyük bebeklere yürümede, yap-bozları bitirmede, blokları üst üste koymada veya fermuarlarını kapatmada yardım ederek onların gelişmelerini teşvik ediyor mu?
  • Bakıcı çocuğu tebessüm etmesi, gülmesi ve diğer çocuklarla oynaması için yüreklendiriyor mu? Çocuklar arasındaki paylaşmayı destekliyor ve iyi davranış örnekleri sergiliyor mu?
  • Bakıcı çocuğa kitap ve hikayeler okuyor mu? Çocuğun kitaba dokunmasına ve sayfalarını çevirmesine müsaade ediyor mu?
  • Bakıcı çocukla iletişiminin, yaramazlık ediyor olsa bile, olumsuz değil olumlu olmasına dikkat ediyor mu? Bakıcı çocuğu dışlamaya değil onunla ilgilenmeye özen gösteriyor mu?