Neden Bebekliğimizi Hatırlayamayız?

Yetişkinlerin yaşamlarının ilk dönemlerini hatırlamıyor olmaları, bebeklerin de bir günden bir güne kendilerine neler olduğunu hatırlamıyorlar anlamına gelmez. Ceninlerin bile öğrenme yeteneklerinin olduğu açıktır, bunun da bir ölçüde hafızaya ihtiyacı vardır. Mesela yeni doğan bebekler kendilerine doğumlarından önce dinletilen müzik parçalarını ve farklı sesleri tanırlar. Bu otobiyografik anı olmasa da, bir anıdır.

Genel olarak, bebek ne kadar büyükse, anıları da o kadar uzun süre aklında kalır. Küçük bebeklerde hafızayı araştıran en bilinen deneylerin pek çoğu, şimdilerde New Jersey’deki Rutgers Üniversitesinde bulunan Carolyn Rovee-Collier tarafından yapılmıştır. Collier, iki aylık bebeklerin tek ayaklarını yataklarının üstünde sallanan parlak renkli mobil oyuncaklara bağladı. Bebek ayağını salladığında mobil de hareket ediyordu ve eğer hakikaten kuvvetli tekmeler atarsa mobilin parçalan birbirlerine çarpıp çıngırdıyordu. Bu da dokuz haftalık bebek için pek heyecan verici bir şeydir.

Bu oyunu dokuzar dakikalık 2 devre boyunca oynadıktan sonra ileriki günlerde, mobili hareket ettirmek için tekme atmaları gerektiğini ne kadar uzun süre hatırlayabileceklerini görmek amacıyla testler yapıldı. İki aylık bebekler bu anıyı sadece bir veya iki gün hatırlarken, altı aylık olanlar iki hafta hatırladılar.

Aynca bu oyunu kaç kez oynadıkları da onu ne zamana kadar hatırladıktan konusunda büyük rol oynadı. Örneğin, oyun iki aylık bebeklere altışar dakikalık eğitim süreleriyle üç kez oynatılırsa, onu iki hafta süreyle hatırlayabiliyorlardı.

Bir teoriye göre bebeklerin anı oluşturmalarında herhangi bir sorun yoktur, sorun onu sonradan anımsamalarında yatar. Bu biz yetişkinlerin erken yaşlanmızdaki anılara ulaşmakta neden zorluk çektiğimizi de açıklayabilir: zamanla dünya görüşümüz o kadar değişmiş olur ki anılarımızı tetikleyen en basit ipuçları bile – gözümüze kocaman görünen muhteşem koltuk veya annemizin elbisesindeki rengarenk düğmeler artık ya yerlerinde yoktur veya bebekliğimizdeki kadar ilgi çekici olmaktan çıkmışlardır.

Rovee-Collier, daha sonra gerçekleştirdiği bir deneyde, bebeklere mobil oyuncağı (ayaklarına bağlamadan) sadece göstermek suretiyle onlara oyunu hatırlatmanın, onlardaki hafıza süresini uzattığını bulmuştur. Kendilerine iki adet dokuz dakikalık eğitim süresi uygulanan üç aylık bebekler iki hafta sonra test edildiklerinde, genellikle, tekme atmayı hatırlamıyorlar; ama eğer aynı oyuncağı testten yirmi dört saat önce görmüşlerse, hatırlayabiliyorlardı. Sanki mobili görmek onların oyunu kafalarının içinde tekrarlamalarına sebep oluyor ve yirmi dört saat sonra test edildiklerinde ne yapacaklarını da gayet iyi biliyorlardı.

Ama bu tip deneyler, sadece bir bebeğin beceri veya alışkanlıklarını hatırlama yeteneğini test eder ki, bu da, bir sirke gitmek veya büyükannenizin birinci doğum gününüzde size pişirdiği pasta gibi deneyimleri bilinçli bir şekilde hatırlamakla aynı şey değildir. Doğal olarak, bebeklerdeki bu tip hafızayı değerlendirmek zordur çünkü anımsadıklarını bize anlatamazlar; ama Seattle’daki Washington Üniversitesinden Andrew Meltzoff bunu endirekt bir şekilde test etmek için ilginç bir yöntem bulmuştur.

Bebeklere birkaç yeni nesneyi beklenmedik şekillerde kullanmanın yollarını göstermeye karar verdi; mesela üstten bastırıldığında katlanan bir bardak veya alnınızla dokunduğunuzda içinde ışık yanan bir kutu gibi. Burada bulmaya çalıştığı, kendileri dokunmasalar bile bir yetişkini izleyerek bebeklerin bu nesnelerle ne yapmaları gerektiğini hatırlayıp hatırlamadıklarını görmekti.

On dört aylık bebeklere bu deney uyguladığında, uygulamadan iki ila dört ay sonra, pek çoğunun aynı nesneler verildiğinde, yetişkinlerde gördükleri eylemleri taklit ettiklerini saptadı. Benzer araştırmalar da, dokuz aylık bebeklerin bile önceden deneyimlemedikleri şeyleri dahi hatırlama yetilerinin bulunduğunu düşündürmektedir.

Bu hafıza testlerinin hiçbiri mükemmel olmamakla ve bebeklerin farklı durum ve içeriklerde aynı nesne veya deneyimlere maruz kalmaları gerçek hayatı yansıtmasa da; büyüdüklerinde bu yaptıklarını anımsamadıkları halde, bebeklerin güçlü birer hafızaya sahip oldukları fikrini ortaya atıyor.