Prematüre Bebek

Her anne baba sağlıklı olarak tam zamanında doğmuş bir bebeğe sahip olmayı hayal eder. Ama ne yazık ki o hayal her zaman gerçek olmaz. Bebeklerin çoğu, hiçbir sağlık sorunu olmaksızın zamanında doğar ama bazıları da erken dünyaya gelir. Gebeliğin 37. haftasından önce doğmak olarak tanımlanan prematürlük, her zaman olmasa bile çoğu zaman tıbbi komplikasyonları da beraberinde getirir.

Tıbbın ilerlemesi sayesinde bu bebeklerin geleceği, yıllar öncesine oranla daha fazla ümit vadediyor. Gerçekten de 24-25. haftalarda doğan bebeklerin üçte ikisinden fazlası gereken tıbbi bakım sağlandığı takdirde hayata tutunabilmektedir. Bu bölümde prematürlüğün getireceği sorun ve tedavi türlerinden bazıları hakkında bilgi vereceğiz.

Ortam: Prematüre bebeğinizi ilk kez yakından görüşünüz muhtemelen Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde olacaktır. Bu ilk bakıştan etkilenecek, hayrete düşecek hatta belki de şok geçireceksiniz.

İlk gözünüze çarpanlar küçücük bebeğinize bağlanmış bir dizi tüp, kateterler ve elektrik kabloları olacaktır. Bu aletler karşısında gözünüz korkabilir, şaşkına dönebilirsiniz. Unutmayın ki onların var olma sebebi, bebeğinizin sağlıklı olmasını sağlamak ve durumu hakkında uzman personele bilgi vermek.

Prematüre bebeklerin yağ oranı zamanında doğmuş bebeklere oranla daha az olduğundan ısınmak için yardıma ihtiyaçları vardır. Normal vücut ısılarını muhafaza edebilmeleri için, genellikle kapalı ve ısıtılmış plastik bir kutu olan kuvöze konurlar.

Yoğun bakım ünitesinde bebeğinize özel bakım sağlanır ve onun ihtiyaçları doğrultusunda bir beslenme planı yapılır. Doğumdan sonraki ilk birkaç günde geneliikle damardan beslenirler çünkü mide-bağırsak ve solunum sistemleri mamayla beslenecek olgunlukta değildir. Bebeğiniz hazır olduğunda, damardan beslenmeye son verilir ve bir sonraki aşama muhtemelen tüple beslenme olur. Tüple beslenmede bebeğiniz anne sütünü veya mamayı doğrudan midesine veya üst bağırsağına ulaştıran tüp yoluyla alır.

Bebeğin Görünüşü: Bebeğinizin ne kadar küçük olduğunu fark etmemeniz olanaksızdır. Zamanında doğmuş bir bebekten epeyce küçüktür.

Bebeğinizin hatları, zamaınnda doğmuş bir bebeğe nazaran daha keskin ve daha az yuvarlaktır. Cildinin de belirgin bazı özellikleri vardır. Bebeğinizin dış kulaklarını oluşturan deri ve kıkırdak dokusu çok yumuşak ve esnektir. Cildi zamanında doğmuş bebeklere nazaran daha fazla ayva tüyüyle (lanugo) kaplı olabilir. Derisi ince, nazik ve kan damarlarını gösterecek kadar şeffaftır.

Bu özellikleri rahatlıkla görebilirsiniz çünkü prematüre bebekler giyinik ya da battaniyeye sarılı olmaz. Bebek odası personeli onların genel görünüşünü ve nefes alışını yakından izleyebilsin diye üstlerine herhangi bir şey giydirilmez.

Yakınlaşmak: Bebeğinizle mümkün olduğu kadar erken fiziksel yakınlık kurun. Şefkat ve ilgi bebeğinizin büyümesi ve gelişmesi açısından çok önemlidir.

Hamileyken belki de bebeğinizi kucağına almanın, ona banyo yaptırmanın ve onu beslemenin hayalini kuruyordunuz. Prematüre bir bebeğin annesi olarak bu ilk haftaları hayal ettiğiniz gibi geçirmeniz mümkün olmayabilir. Yine de, onunla yakınlık kurmanız önemlidir.

Kuvözdeki aralığın arasından ona uzanıp elini tutabilir ya da onu hafifçe okşayabilirsiniz. Prematüre bebeğinizle kuracağınız bu nazik temas onun iyiye gitmesine yardımcı olacaktır. Bir ninni mırıldanarak ya da yavaşça konuşarak onun sizi tanımasını sağlayabilirsiniz.

Bebeğiniz iyileştikçe onu kucağınıza alıp sallayabileceksiniz. Kanguru bakımı da denilen doğrudan ten teması bebeğinizle bağ kurmak için etkili bir yöntemdir. Kanguru bakımında, hemşire bebeği göğsünüzün üzerine yatırıp üstüne bir battaniye atar. Araştırmalar, prematüre bebeklerin ebeveynleriyle bu ten temasına olumlu yanıt verdiklerini ve bu yöntemin bebeğin toparlanma süresine olumlu etki ettiğini göstermiştir.

Annenin bebeğinin sağlığıyla yakından ilgilenmesinin yollarından biri de, onun enfeksiyonla savaşmasına ve büyümesine yardım edecek proteinler içeren anne sütünü sağlamasıdır. Bebeğiniz, yeni doğan yoğun bakım ünitesinde her 1-3 saatte bir ağzından veya burnundan midesine uzanan bir tüp yardımıyla beslenecektir. Anne sütünü pompayla nasıl çekebileceğinizi bir hemşire size gösterebilir. Bu süt buzdolabında bekletilip bebeğinizin ihtiyacı olduğu zaman kullanılabilir.

Prematüreliğin Komplikasyonları

Tüm prematüre bebeklerde komplikasyon görülmez ama bebek ne kadar erken doğarsa, sorun çıkma olasılığı da o kadar fazla olur. Bazı komplikasyonlar doğumda ortaya çıkar, diğerlerinin ortaya çıkması haftalar hatta aylar sürebilir. Bunlardan bazıları şöyle sıralanabilir:

Solunum Güçlüğü Sendromu: Bu sendrom yeni doğan bebekler arasında ama en çok da prematüre bebeklerde, en yaygın olarak görülen solunum sorunudur. Solunum güçlüğü sendromu olan bebeklerde, bebeğin gelişmemiş olan akciğerlerinde sürfaktan (yüzey aktif madde) adı verilen ve kolay solunum için gerekli olan esneklik özelliklerini ancak tam olarak gelişmiş ciğerlere sağlayan önemli sıvı madde bulunmaz.

Solunum güçlüğü sendromu, doğumdan sonraki dakikalar ya da saatler içinde teşhis edilebilir. Teşhis, solunum güçlüğünün boyutu ve bebeğin göğüs röntgeninde görülen anomaliler esas alınarak koyulur.

Tedavisi: Solunum güçlüğü sendromu olan bebeklerin, solunum için farklı seviyelerde yardıma ihtiyacı vardır. Genelde ciğerler düzelene kadar oksijen takviyesi sağlanır. Respiratör adı verilen bir alet, bebeğe kontrollü nefes sağlar. Aletin işlevi dakikada birkaç fazladan nefes sağlamak da olabilir, nefes alma işini tamamen üstlenmek de.

Bazı bebekler CPAP (sürekli pozitif solunum yolu basıncı) adı verilen bir solunum cihazından yararlanırlar. Burun deliklerine yerleştirilen plastik bir tüp akciğerlerdeki minik keseciklerin şişkin halde durmasını sağlamak için hava geçitlerine ilave basınç yükler.

Ağır bir solunum güçlüğü sendromu vakası geçiren bebeklerin ciğerlerine dozlar halinde doğrudan sürfaktan preparatı verilir. İdrar atımını artıran, vücuttaki fazladan suyun atılmasına yardımcı olan, ciğerlerdeki iltihabı ve hırıltıyı azaltan, solunum durmalarını (apne) en aza indirgeyen başka ilaçlar da kullanılabilir.

Bronkopulmoner Displazi: Bir prematüre bebeğin akciğer sorunları, birkaç günle birkaç hafta arasında son bulur. Vantilasyon ve ilave oksijen sorunları doğumdan bir ay sonra hâlâ devam eden bebekler bronkopulmoner displazi hastası olarak tanımlanır. Bu hastalığa kronik akciğer hastalığı da denir.

Tedavisi: Bu hastalığa yakalanan bebekler daha uzun süreler oksijen takviyesi alma ihtiyacındadırlar. Soğuk algınlığı ya da zatürreye yakalanırlarsa suni solunum cihazı gibi aletlerle solunum takviyesine ihtiyaç duyarlar. Bu bebeklerin bazıları, taburcu olup eve gittiklerinde bile oksijen takviyesi almaya devam edebilirler. Büyüdükçe oksijen takviyesine olan ihtiyaçtan azalır ve nefes almaları kolaylaşır, öbür çocuklara nazaran hırıltı ve astım nöbetleri geçirme olasılıkları daha yüksektir.

Apne ve Bradikardi (Nabız Düşüklüğü): Prematüre bebeklerin genelde gelişmemiş olan nefes alma ritimleri inişli çıkışlı nefes almalarına neden olur; 10-15 saniyelik derin nefesten sonra 5-10 saniye duraklama olur. Buna periyodik nefes alma denir.

Tedavisi: Apne ve bradikardi sorunu olan bir prematüre bebeğin azalan solunumu, nabzı ve oksijen satürasyonu genelde kendiliğinden normale döner. Dönmediği takdirde, bir hemşire, bebek uyanıkken onu ovarak ve hareket ettirerek bebeği nazikçe uyarabilir. Daha şiddetli ataklarda bebeğe kısa süreli solunum takviyesi yapmak gerekebilir.

Patent Duktus Arteriozus: Bebeğin akciğerleri doğumdan önce kullanılmadığı için, asgari düzeyde kan akışına ihtiyacı vardır. Bundan dolayı, duktus arteriozus adı verilen kısa damar, akciğerlere giden kana yönünü değiştirtir ve plasentaya geri gönderir.

Doğumdan önce prostaglandin E adı verilen bir kimyasal bileşik, bebeğin kanında dolaşarak duktus arteriozus’un açık kalmasını sağlar. Zamanında doğan bir bebek dünyaya geldiğinde, prostglandin seviyeleri hızla düşer ve duktus arteriozus’un kapanmasına neden olur. Böylece doğum öncesi kan dolaşımından doğum sonrası kan dolaşımına geçiş sağlanmış olur.

Bazen, özellikle de prematüre bebeklerde prostaglandin E normal seviyelerin üstünde sirküle eder. Bu da duktus arteriozus’un açık kalmasına neden olarak solunum ve dolaşım bozukluklarına yol açar.

Tedavisi: Patent duktus arteriozus genellikle prostaglandin E üretimini durduran ya da yavaşlatan ilaçlarla tedavi edilir. İlaç fayda etmezse, ameliyat gerekebilir.

Intrakranial Kanama (Beyin Kanaması): 34. haftadan önce doğan prematüre bebeklerde beyin kanaması riski vardır. Bebek ne kadar erken doğarsa bu risk o kadar artar. Prematüre doğumun kaçınılmaz olduğu hallerde anneye, bebekte şiddetli beyin kanaması olasılığını düşürecek belli bazı ilaçlar verilebilir.

Tedavisi: Hafif beyin kanaması geçiren bebekleri sadece gözetim altında tutmak yeterlidir. Şiddetli kanama geçiren bebeklere ise çeşitli tedaviler uygulanır. Şiddetli kanama geçiren bebeklerde beyin felci, spastizm ve zekâ geriliği gibi gelişme sorunları riski vardır.

Nekrotizan Enterokolit: Tam olarak bilinmeyen nedenlerden ötürü, özellikle 28. haftadan önce doğmuş prematüre bebeklerde nekrotizan enterokolit adı verilen bir sorun ortaya çıkar. Bu vakalarda, bebeğin bağırsağının bir kısmında yetersiz kan akışı vardır. Bu, bağırsak duvarında enfeksiyona yol açar. Belirtileri arasında karın şişkinliği, beslenme intoleransı, solunum güçlüğü ve kanlı dışkı sayılabilir.

Tedavisi: Bu bebeklere damardan beslenme ve antibiyotik uygulanır. Şiddetli vakalarda bağırsağın sorunlu bölümünü almak için cerrahi müdahalede bulunulabilir.

Prematüre Retinopatisi: Bebeğin gözlerindeki kan damarlarının anormal büyümesine prematüre retinopatisi adı verilir. En fazla çok erken doğmuş bebekler arasında görülür. Örneğin, 23-26. haftalar arasında doğmuş bebeklerde hafif de olsa retinopati görülür ama 30. haftadan sonra doğan bebeklerde bu hastalığa ender olarak rastlanır.

Cenin halindeyken, retina gelişimi gözün arka yüzeyinden öne doğru ilerler ve bu süreç bebeğin doğma zamanı geldiğinde tamamlanır. Vaktinden önce doğan bir bebekte retinal gelişim tamamlanmamış olur ve bu da birtakım sorunlara neden olur.

Tedavisi: Bebeğinizde retinopati riski varsa, altı haftalık olduğu zaman bir göz doktoru tarafından muayene edilir. Çoğu retinopati vakası hafiftir ve ilave tedaviye gerek olmaksızın geçer. Daha şiddetli vakalar, lazer tedavisi ve kriyoterapi (dondurma tedavisi) gibi yöntemlerle başarılı bir şekilde tedavi edilmektedir. Şükür ki günümüzde körlük pek sık görülmüyor ve ancak en küçük ve en dayanıksız prematüre bebeklerde rastlanıyor.