Sezaryen Bebeğinizle Bağ Kurmanızı Zorlaştırır mı?

Bu fikrin tohumları Fransız kadın doğum uzmanı Michel Odent’in 2006 yılında yaptığı, sezaryen ve yapay sancıyla doğurmanın anne ile bebek arasındaki sevgi bağını yaratmaya yardımcı olan oksitosin hormonunun doğal salgılanmasını engellediğine dikkati çeken konuşmasına dayanır. Yapay sancılanmayı sağlayan ilaçlardan birinin sentetik oksitosin olduğunu ve acil sezaryen olan kadınların da aceleyle ameliyata alınmadan önce (kasılmalarım tetiklemek için) bolca oksitosine maruz kalmalarını bir kenara bıraksak bile, doğumda oksitosin azlığının anne-çocuk bağı açısından uzun süreli bir etki yarattığını düşündürecek kanıt azdır.

1986’dan kalan bir çalışma, sezaryen olan annelerin doğumdan sonraki ilk hafta bebekleri ile normal doğum yapanlara kıyasla daha az meşgul olduklarını bulduysa da, yazar bu durumun yorgunluk ve rahatsızlıktan kaynaklanabileceğini ve anne bebek ilişkisinin daha sonraki hafta ve aylarda nasıl gittiğine bakmadıklarını kabul ediyor.

Aynı şekilde, 2008’de yayınlanan bir çalışma da, sezaryen olan annelerin normal doğum yapanlara göre bebeklerinin ağlamasına daha az duyarlı olduğu sonucunu sadece on iki kadına dayanarak aldı ve beyindeki empati ve mükafat bölgelerini gözlemlemek için, hormon seviyelerini ölçmek veya annelerin günlük hayatta bebeklerine karşı tutumlarım incelemek yerine, beyin görüntüleme kullandı.

Oksitosin hakkında bildiğimiz bir şey, onun hamileliğin son dönemleri süresince devamlı üretildiği ve bebeğinize süt vermekle veya sadece sarılmak ve dokunmakla bile salgılan-dığıdır ki bunları da doğum sonrası bol bol yapacaksınız. Kaliforniya’daki Claremont Graduate Üniversitesinden oksitosin uzmanı ve The Moral Molecule kitabının yazarı Paul Zak “Hele, özellikle, anne bebeğini emziriyorsa, annenin beyni sentetik oksitosin alıp almadığına veya sezaryen olup olmadığına bakmaksızın, bu hormonu üretir ve anne-bebek bağını destekler” demektedir.

Bilimsel ölçümünü yapmak zor olsa da, bazı çalışmalar ten temasının da anne-bebek bağına yardımcı olduğunu ifade etmektedirler. Mesela, doğumlarından sonraki otuz dakika içinde bebekleri göğüslerine dokunan veya yalayan otuz iki anneyi, bebekleri doğumdan sekiz saat sonra göğüslerine temas eden yirmi beş anne ile karşılaştırdıklarında, araştırmacılar, erken ten teması yaşayan annelerin biraz daha geç emzirmeye başlayan annelere göre bebekleriyle daha fazla vakit geçirdiklerini, emzirirken onlarla daha çok konuştuklarım ve takip eden dört gün içinde süt verirken stres hormonlarının daha düşük olduğunu fark ettiler.

Ayrıca anne-bebek bağını geliştirmek açısından, sezaryeni bir tıbbi olay gibi değil de daha çok “normal bir doğum” gibi hissetmek için atabileceğiniz bazı adımlar da mevcuttur, İngiltere’de National Institute for Health and Clinical Excelience yayınladığı son rehberde, sezaryen olan kadınların doğumhanede müzik dinlemelerine, ışıkları kıstırmalarına, çocuklarının ilk duyacakları sesin kendilerininki olması için etrafta sessizlik istemelerine – hatta doğum anında perdenin indirilip annenin bebeğinin doğumunu izlemesine – müsaade edilmesini tavsiye etmektedir. Herhangi bir sorun yoksa da, emzirmenin başarılı olma ihtimalini artırmak için, eğer isterlerse, annelere bebekleri ile erken ten teması imkanı da verilmelidir.