Sezeryan Sonrası Vajinal Yolla Doğum

Bir zamanlar, önceden sezeryanla doğum yapmış bir bayanın, takip eden doğumunu vajinal yolla yapamayacağına inanılırdı.

Teori, kasılmaların neşterle kesilen bölgeye yapacağı baskının rahimde yırtılmaya yol açarak anne ve bebeği tehlikeye atacağı yönündeydi. Bu argüman, rahimde yapılan kesilerin çoğunun yukarıdan aşağıya rahimin ortasından yapıldığı ve en zayıf kısmında iz bıraktığı zamanlarda geçerliydi. Günümüzde, yatay kesme işlemi neredeyse dünyaca kabul görmüş bir yöntemdir. Bu tür kesme işleminde rahmin sadece güçlü olan aşağı kısmına dikiş atmak gerekmektedir.

Takip eden doğumlarda uterusun yırtılma riski şu ankinden daha düşük olmasına rağmen doktorların çoğu, olası acil bir durumda hemen müdahale edilebilmeniz için, sezeryan sonrası bir doğumun hastanede olmasını tavsiye etmektedirler.

İkinci bir sezeryan ancak iyileşme göstermemiş ve sezeryana neden olmuş probleminizin varlığını koruması veya sözü geçen problemin kendini tekrar ettiği nadir olarak görülen durumlarda gereklidir. Örneğin ciddi bir kalp rahatsızlığınız varsa, çoğu doktor vajinal yolla doğum yapmanıza razı olmakta çekimser davranacaktır. Cephalopelvic oransızlığının teşhisi, ikinci doğumda da sezeryana ihtiyaç duyulacağını göstermez. İkinci bebeğinizin büyüklüğüne bağlı olarak vajinal yolla doğum yapmayı deneyebilirsiniz. Araştırmalar, ilk gebeliklerinde cephalo-pelvic oransızlığı ile teşhis edilip sezeryanla doğum yapmış bazı bayanların bir sonraki gebeliklerinde daha büyük bir bebeği vajinal yolla dünyaya getirdiklerini göstermektedir.

Preeklampsi, doğum esnasında bebeğin sıkıntı içinde olması, plasenta praevia ve bebeğin ters bir pozisyonda olması, sezeryan gerektiren ve bir daha tekrarı normalde muhtemel olmayan problemlerdir. İyi bir destekle sezeryan sonrası vajinal yolla başarılı doğum yapmış %75 – %90 kadından biri olabilirsiniz.