Yeni Doğmuş Bebeğin Huyu Çocukluk ve Daha İleri Yaşlara da Taşınır mı?

Bebeğiniz doğduktan kısa bir süre sonra, onun “beyaz/boş bir sayfa” olmadığını ve daha şimdiden kendisini bildiğiniz diğer bebeklerden ayıran özellikleri olduğunu fark edeceksiniz. Bazıları uykucudur, diğerleri yeni nesnelere hayrandır, başkaları ise huysuzdur ve içinde bulundukları her duruma aşırı tepki verirler. Bunlar geçici özellikler midir yoksa bebeğimizin büyüdüğünde nasıl birisi olacağı konusunda bize bir şeyler söyleyebilirler mi?

İkizler üzerinde yapılan çalışmalar, kişiliklerimizin bazı yönlerinin en azından bir kısmının kalıtsal olduğunu düşündürmektedir; bunların içinde ne kadar duygusal, hareketli, sosyal ve fevri olduğumuz da bulunmaktadır. Ama bu özellikler mutlaka bebeklikte ortaya çıkmayabilirler. Bilim insanları küçük bebeklerde kişilik dedikleri zaman çoğunlukla onların mizaçlarından bahsediyor olurlar – mesela duygularının yoğunluğu, çevrelerine ne kadar duyarlı oldukları ve yatıştırıl-malarının ne derecede kolay olduğu gibi şeyler. Başka bir deyişle, bu özellikler çok erken dönemde ortaya çıkar ve deneyim, zeka veya öğrenimden bağımsız oldukları görülür — bu biraz da bir ressamın tuvalinin dokusuna benzer. Halbuki “kişilik” mizacın üzerindeki sizsiniz; tuval üzerindeki resim gibi.

Bir görüşe göre bebeklerin çoğu üç “tip” mizaçtan birine dahildir. Kolay bebekler genellikle neşeli ve yatıştırması kolay, yeni durumlara ve rutinlere çabuk uyum sağlayan ve normal uyku ve yeme düzenleri olan bebeklerdir. Bebeklerin yaklaşık %40’ı “kolay” olarak nitelendirilirler. Zor bebekler duygusal, asabi ve huysuz olma eğilimindedirler ve çok ağlarlar. Uyku ve yeme rutinleri genellikle düzensizdir. Bebeklerin ortalama %10 kadarı “zor” mizaçlıdır. Yavaş-ısınan bebekler nispeten daha az hareketlidir ve yeni durum ve insanlardan kaçma eğilimindedirler. Ama her ne kadar yeni deneyimlere alışmaları uzunca sürse de sonunda onları kabul ederler. Bebeklerin %15’i ise “yavaş ısınan” olarak kabul edilir.

Ama tüm bebekler mutlaka bu üç kutudan birine girmeyebilirler (zaten bu sebepten de yüzdelerin toplamı tutmamaktadır) ve kolay bir bebeğin kolay bir çocuk olacağının herhangi bir garantisi de yoktur – diğer gruplar için de durum aynıdır. Mizaç ilk aylarda sık sık değişebilir çünkü zor bir doğum geçirmek veya zamanından erken doğmak bebeğin mizacı üzerinde geçici etkiler yaratmış olabilir.

Ama yine de mizacın bazı yönlerinin nispeten daha kalıcı olduğu düşünülür. Bunların içinden en iyi araştırılmış olanlarından biri bebeklerin beklenmeyen durumlara nasıl tepki verdikleridir. Her ne kadar bebeklerin çoğu yeni şeylere bayılır ve yeni yerlere götürülmekten çok hoşlanırlarsa da, bebeklerin ortalama %15 kadarı “aşırı tepkisel” olarak nitelenebilirler; bu da – büyük ihtimalle dış etkenlerden fazlasıyla etkilendiklerinden dolayı – onların yeni ve beklenmeyen olaylardan kolaylıkla sıkıntı duydukları anlamına gelir. Yapılan çalışmalardan bir diğeri ise, aşırı tepkisel olan bebeklerin yüzlerinin dar olma ihtimalinin fazla olduğunu ve bunun da irsi bir yaradılış olasılığını akla getirdiğini bulmuştur.

Aşırı tepkisel bebeklere bakmak ana-babalar için zor bir iştir: huysuzlanırlar, ağlarlar ve diğer bebeklere göre sakinleştirilmeye daha çok ihtiyaçlar duyarlar. Öyle ki, ana-babalar bebeklerin kendilerini kasten itip uzaklaştırdığını hissedebilirler. Bu bebekler büyüdüklerinde biraz daha utangaç ve içine kapalı olma eğilimi gösterirler ve yetişkinliklerinde de endişeye yatkın ve tedirgin olma riski taşıyan içine kapalı kişiler olmaları ihtimal dahilindedir. İşin iyi tarafı ise, detaylara odaklanabilen çok titiz planlamacılar olmalarıdır. Ama beslenmeye muhtaç duygusal bir ruhları vardır ve özellikle kötü anne-babalığın etkilerine çok açıktırlar.

Bebek dokuz ay sınırını aştığında, mizacında, çocukluğa geçişi sırasında ana-babalara gelecekte neler beklemeleri gerektiğine dair ipuçları veren diğer yönler belirmeye başlar. Bunların arasında bebeğin yeni objelere ne süratte yaklaştığı (sosyalliğin ve dışa dönüklüğün ölçüsü olduğu kabul edilir) ve ne kadar korkak, kızgın ve hareketli olduğu hususları bulunmaktadır.

Korku

Her ne kadar korku olumsuz bir özellik gibi dursa da, vicdanın gelişmesinde önemli bir rolü olduğu düşünülür çünkü çocuklar ceza olasılığından daha çok endişe duyarlar. Korkan bebeklerin fevri ve saldırgan çocuklar olmaları ihtimali azdır ama depresyon ve yalnızlığa da daha yatkın olabilirler.

Yenilik

Yeni objelere hemen yaklaşan mutlu bebeklerin daha dışa dönük ve cana yakın kişiler olmaları ihtimali yüksektir ama aynı zamanda daha fevri, kendilerini daha az kontrol edebilen ve kolayca kızıp sinirlenen kişiler olmaları da olasıdır.

Öfke

On aylık gibi erken bir dönemde kızgınlık belirtileri gösteren bebeklerin olumlu bakış açısı sergileyen, hareketli çocuklar olabilecekleri ama aynı zamanda da fevri ve kolayca öfkelenip sinirlenen kişilikler sergileyebilecekleri görülür.

Hareketlilik

Hareketli bebekler hareketli çocuklara dönüşme eğilimindedirler; dışa dönük ve açıktırlar ama uyumsuz da olabilirler.