Yeni Doğmuş Bebekler Neden Bu Kadar Güzel Kokarlar?

Yeni doğan bebeklerdeki süt kokusunda ana-babaları mest eden bir şey vardır. Pek çoğu saatlerce oturup bebeklerinin kokusunu içlerine çektiklerini itiraf ederken, iddiaya göre, Emme ve Max adlı ikizlerinin doğumundan sonra, Jennifer Lopez esans uzmanlarına yeni parfümü Live’ın bir bebeğin kafasının tepesi gibi kokmasını istediğini söylemiştir.

Bu sadece bizim hayal gücümüzün ürünü değildir. Bazı çalışmalar, kadınların doğumdan sonraki birkaç gün içinde kendi bebeklerinin kokusunu diğerlerinden ayırt edebildiklerini, başka bir takım çalışmalar da, yeni annelerin anne olmamış kadınlara göre yeni doğan bebek kokusuna daha fazla ilgi duyduklarını göstermiştir.

Yapılan bir araştırmada, Kanada’daki Toronto Üniversitesinden Alison Fleming ve meslektaşları, kadınlardan, kokularının çekiciliği açısından yabancı bebeklerin t-shirtlerini bir ölçek üzerinden değerlendirmelerini istedi. Yeni annelerin kokuyu, anne olmayan kadınlar ve biraz daha büyük bebeklerin annelerine göre, daha nefis olarak derecelendirdiklerini buldular — yani yeni bebek kokusuna daha duyarlı olmakla yeni anne olmak arasında bir ince ayar olabilir. Gerçekten de, Fleming’in ekibi, daha sonra yaptıkları bir araştırmada, annelik içgüdüsünün diğer yönleri ile bağlantılı bir hormon olan kortizol seviyesi yüksek olan kadınların bebek kokusuna ilgilerinin diğer kadınlara göre daha fazla olduğunu ve kendi bebeklerinin kokusunu tanımakta daha başarılı olduklarını bulmuştur.

Fleming “Babaları da test ettik ve onlar da bebek kokularını seviyorlar” diyor. Buna ilaveten, anne-babaların bebek vücut kokularına olan hayranlıkları onlarla daha çok vakit geçirdikçe daha da artmakta ve kendi bebeklerinin kokusunu tanıma kabiliyetleri de deneyimle daha da gelişmektedir.

Her ne kadar bu koku sinyallerinin nereden kaynaklandığını bilmesek de, bir tahminde bulunabiliriz. Nouzilly’de French National Centre for Scientific Research’de insan kokusu uzmanı Richard Porter’a göre vücudun her tarafında ama ekseriyetle de baş ve yüzde meme süngeri denilen küçük yağ bezleri vardır ve bunlar yeni doğmuş bebeklerde özellikle aktiftirler. Bebeklerin kafalarında çok sayıda ter üreten ekrin bezleri de mevcuttur ve bu her iki bezin salgıları da bakterilere besin oluştururlar – ki onların faaliyetleri vücut kokularının üretilmesindeki anahtar unsurdur. Fleming’in çalışmasında, temiz t-shirtler, koklamaları için annelere verilmeden önce, bebeklerin başlarına ve vücutlarma sürtülmekteydiler.

Yediklerimiz de vücut kokularımızı etkiler; bu sebepten belki de anne sütü de (bebek bezlerinin kokusunu etkilediği bilinmektedir) bu nefis kokuya katkıda bulunmaktadır. Bu, neden bebeklerin katı gıdalara başladıkları altı ay civarında, böyle kendine has kokmaktan vazgeçtiklerini açıklamaya da yarayabilir.

Ayrıca, vücut kokusunda kuvvetli bir kalıtsal bileşen de vardır. Porter’in dediğine göre “Anneler, bebeklerinin kokusu ile bebeğin babası veya diğer kardeşlerinin kokuları arasında bir benzerlik buluyor olabilir”. Diğer çalışmalar ise, insanların, ana-babalarının kokularına dayanarak onları bebekleriyle eşleştirebildiklerini göstermiştir ve de, uyuşturucu arayan polis köpeklerinin tek yumurta ikizlerini ayırt etmekte zorluk çektiklerini belirlemiştir.